Kur'an-ı Kerim ve Sünnet-i Seniyyeden Sahih Dualar, Sabah-Akşam Zikirleri, Namaz Tesbihatı ve Klasik İlahi/Naat Külliyatı
Rabbenâ Âtinâ (Bakara, 201), Rabbenâğfirlî (İbrâhîm, 41), Ayetel Kürsi (Bakara, 255), Âmenerrasûlü (Bakara, 285-286), Haşr Suresi son üç ayeti (Hüvallâhüllezî), Seyyidü'l-İstiğfar, İnşirâh, Nazar, Şifa, Rızık ve Bereket dualarının Arapça metinleri, Türkçe okunuşları, mealleri ve kamu malı klasik tasavvuf edebiyatı (Yunus Emre, Süleyman Çelebi Mevlid-i Şerif, Fuzûlî Su Kasidesi, Aziz Mahmud Hüdâyî, Erzurumlu İbrahim Hakkı Tefviznâme, Mehmet Âkif Ersoy) metinleri.
Hayırlı Eş ve Göz Aydınlığı Evlat Duası (Aile & Yuva)
رَبَّنَا هَبْ لَنَا مِنْ أَزْوَاجِنَا وَذُرِّيَّاتِنَا قُرَّةَ أَعْيُنٍ وَاجْعَلْنَا لِلْمُتَّقِينَ إِمَامًا
Okunuşu: Rabbenâ heb lenâ min ezvâcinâ ve zürriyyâtinâ kurrate a'yünin vec'alnâ lil-müttekîne imâmâ.
Anlamı: Ey Rabbimiz! Bize eşlerimizden ve nesillerimizden gözlerimizin aydınlığı olacak (hayırlı) kimseler ihsan et ve bizi takva sahiplerine önder kıl!
Kaynak: Furkân Suresi, 74. Âyet
Hz. İbrâhîm'in (a.s.) Namaz Kılan Nesil Duası (Aile & Yuva)
رَبِّ اجْعَلْنِي مُقِيمَ الصَّلَاةِ وَمِنْ ذُرِّيَّتِي رَبَّنَا وَتَقَبَّلْ دُعَاءِ * رَبَّنَا اغْفِرْ لِي وَلِوَالِدَيَّ وَلِلْمُؤْمِنِينَ يَوْمَ يَقُومُ الحِسَابُ
Okunuşu: Rabbi'c'alnî mukîme's-salâti ve min zürriyyetî, Rabbenâ ve tekabbel dü'â'. Rabbenagfir lî ve li-vâlideyye ve lil-mü'minîne yevme yekûmü'l-hisâb.
Anlamı: Rabbim! Beni ve soyumdan gelecekleri namazı dosdoğru kılanlardan eyle. Rabbimiz! Duamı kabul buyur. Rabbimiz! Hesabın görüleceği günde beni, ana-babamı ve bütün inananları bağışla.
Kaynak: İbrâhîm Suresi, 40-41. Âyetler
Anne ve Babaya Şefkat ve Rahmet Duası (Aile & Yuva)
رَبِّ ارْحَمْهُمَا كَمَا رَبَّيَانِي صَغِيرًا
Okunuşu: Rabbi'rhamhümâ kemâ rabbeyânî sagîrâ.
Anlamı: Rabbim! Onlar beni küçüklüğümde nasıl sevgiyle büyütüp eğittilerse, Sen de onlara öyle merhamet et.
Kaynak: İsrâ Suresi, 24. Âyet
Borçtan Kurtulma ve Rızık Genişliği Duası (Rızık & Bereket)
اللَّهُمَّ اكْفِنِي بِحَلَالِكَ عَنْ حَرَامِكَ، وَأَغْنِنِي بِفَضْلِكَ عَمَّنْ سِوَاكَ
Okunuşu: Allâhümmekfinî bi-helâlike 'an harâmik, ve ağninî bi-fadlike 'ammen sivâk.
Anlamı: Allah’ım! Bana helâlinden vererek beni haramlardan koru; lütfunla beni Sen’den başkasına muhtaç etme.
Kaynak: Tirmizî, Deavât, 110 (Hz. Ali r.a. rivayeti)
Karınca (Bereket) Duası (Rızık & Bereket)
اللَّهُمَّ يَا رَبِّ وَجِبْرَائِيلَ وَمِيكَائِيلَ وَإِسْرَافِيلَ وَعَزْرَائِيلَ، يَا حَيُّ يَا قَيُّومُ يَا ذَا الجَلَالِ وَالإِكْرَامِ، أَسْأَلُكَ أَنْ تَرْزُقَنِي رِزْقًا حَلَالًا طَيِّبًا وَاسِعًا مُبَارَكًا
Okunuşu: Allâhümme yâ Rabbi ve Cibrâîle ve Mîkâîle ve İsrâfîle ve Azrâîle, yâ Hayyu yâ Kayyûmu yâ Ze'l-Celâli ve'l-İkrâm. Es'elüke en terzükanî rızkan halâlen tayyiben vâsi'an mübârakâ.
Anlamı: Ey Rabbim! Ey Cebrail’in, Mikail’in, İsrafil’in ve Azrail’in Rabbi! Ey diri olan (Hayy), ey her şeyi ayakta tutan (Kayyûm), ey celâl ve ikram sahibi Allah’ım! Senden bana helâl, temiz, bol ve bereketli rızık ihsan etmeni niyaz ederim.
Kaynak: Geleneksel Me'sûr Bereket Niyazı
Peygamberimiz'in Sabah Okuduğu Bereket Duası (Rızık & Bereket)
اللَّهُمَّ إِنِّي أَسْأَلُكَ عِلْمًا نَافِعًا، وَرِزْقًا طَيِّبًا، وَعَمَلًا مُتَقَبَّلًا
Okunuşu: Allâhümme innî es'elüke 'ilmen nâfi'an, ve rızkan tayyiben, ve 'amelen mütekabbelâ.
Anlamı: Allah’ım! Senden faydalı ilim, temiz ve helâl rızık ve katında makbul bir amel dilerim.
Kaynak: İbn Mâce, İkâmetü's-Salât, 32
Beklenmedik Kapılardan Rızık Âyeti (Rızık & Bereket)
وَمَنْ يَتَّقِ اللَّهَ يَجْعَلْ لَهُ مَخْرَجًا * وَيَرْزُقْهُ مِنْ حَيْثُ لَا يَحْتَسِبُ وَمَنْ يَتَوَكَّلْ عَلَى اللَّهِ فَهُوَ حَسْبُهُ
Okunuşu: Ve men yettekıllâhe yec'al lehû mahrecâ. Ve yerzukhu min haysü lâ yahtesib, ve men yetevekkel 'alallâhi fe-hüve hasbüh.
Anlamı: Kim Allah’a karşı gelmekten sakınırsa, Allah ona bir çıkış yolu ihsan eder ve onu hiç beklemediği, ummadığı yerden rızıklandırır. Kim Allah’a tevekkül ederse, O kendisine kâfidir.
Kaynak: Talâk Suresi, 2-3. Âyetler
Cevşen-ül Kebir (1. Fasıl - Bütün Esma ile Niyaz) (Cevşen Seçmeleri)
اللَّهُمَّ إِنِّي أَسْأَلُكَ بِاسْمِكَ يَا اللَّهُ، يَا رَحْمَنُ، يَا رَحِيمُ، يَا كَرِيمُ، يَا مُقِيمُ، يَا عَظِيمُ، يَا قَدِيمُ، يَا عَلِيمُ، يَا حَلِيمُ، يَا حَكِيمُ * سُبْحَانَكَ يَا لَا إِلَهَ إِلَّا أَنْتَ الغَوْثَ الغَوْثَ خَلِّصْنَا مِنَ النَّارِ
Okunuşu: Allâhümme innî es'elüke bi-ismike: Yâ Allâh, yâ Rahmân, yâ Rahîm, yâ Kerîm, yâ Mukîm, yâ 'Azîm, yâ Kadîm, yâ 'Alîm, yâ Halîm, yâ Hakîm. Sübhâneke yâ lâ ilâhe illâ ente'l-gavse'l-gavse hallisnâ mine'n-nâr.
Anlamı: Allah’ım! İsimlerin hürmetine Senden dilerim: Ey Allah, ey Rahmân, ey Rahîm, ey Kerîm, ey Mukîm, ey Azîm, ey Kadîm, ey Alîm, ey Halîm, ey Hakîm! Bütün kusurlardan münezzehsin, Senden başka ilah yoktur! İmdat, ey Rabbim medet! Bizi cehennem ateşinden kurtar!
Kaynak: Cevşen-ül Kebir Rivayeti (Hz. Ali r.a.)
Hz. Yûnus’un (a.s.) Sıkıntı ve Karanlıktan Kurtuluş Duası (Sıkıntı & Ferahlık)
لَا إِلَهَ إِلَّا أَنْتَ سُبْحَانَكَ إِنِّي كُنْتُ مِنَ الظَّالِمِينَ
Okunuşu: Lâ ilâhe illâ ente sübhâneke innî küntü mine’z-zâlimîn.
Anlamı: Senden başka hiçbir ilah yoktur. Seni her türlü noksanlıktan tenzih ederim. Gerçekten ben kendi nefsime zulmedenlerden oldum.
Kaynak: Enbiyâ Suresi, 87. Âyet; Tirmizî, Deavât, 82
Keder, Üzüntü ve Borç Sıkıntısını Gideren Dua (Sıkıntı & Ferahlık)
اللَّهُمَّ إِنِّي أَعُوذُ بِكَ مِنَ الهَمِّ وَالحَزَنِ، وَأَعُوذُ بِكَ مِنَ العَجْزِ وَالكَسَلِ، وَأَعُوذُ بِكَ مِنَ الجُبْنِ وَالبُخْلِ، وَأَعُوذُ بِكَ مِنْ غَلَبَةِ الدَّيْنِ وَقَهْرِ الرِّجَالِ
Okunuşu: Allâhümme innî e'ûzü bike mine'l-hemmi ve'l-hazen, ve e'ûzü bike mine'l-'aczi ve'l-kesel, ve e'ûzü bike mine'l-cübni ve'l-buhl, ve e'ûzü bike min galebeti'd-deyni ve kahri'r-ricâl.
Anlamı: Allah’ım! Kederden ve üzüntüden Sana sığınırım. Acizlikten ve tembellikten Sana sığınırım. Korkaklıktan ve cimrilikten Sana sığınırım. Borç baskısından ve insanların zulmünden Sana sığınırım.
Kaynak: Buhârî, Deavât, 35; Ebû Dâvûd, Salât, 367
Zor İşleri Kolaylaştırma Duası (Sıkıntı & Ferahlık)
اللَّهُمَّ لَا سَهْلَ إِلَّا مَا جَعَلْتَهُ سَهْلًا، وَأَنْتَ تَجْعَلُ الحَزْنَ إِذَا شِئْتَ سَهْلًا
Okunuşu: Allâhümme lâ sehle illâ mâ ce'altehû sehlâ, ve ente tec'alü'l-hazne izâ şi'te sehlâ.
Anlamı: Allah’ım! Senin kolay kıldığından başka hiçbir kolay yoktur. Sen dilediğin zaman zor ve sert olanı kolaylaştırırsın.
Kaynak: İbn Hibbân, Sahîh, 974; İbnü's-Sünnî, Amelü'l-Yevm, 351
İsm-i Âzam Duası (Yâ Hayyu Yâ Kayyûm) (Sıkıntı & Ferahlık)
يَا حَيُّ يَا قَيُّومُ بِرَحْمَتِكَ أَسْتَغِيثُ، أَصْلِحْ لِي شَأْنِي كُلَّهُ وَلَا تَكِلْنِي إِلَى نَفْسِي طَرْفَةَ عَيْنٍ
Okunuşu: Yâ Hayyu yâ Kayyûm, bi-rahmetike esteğîs, aslih lî şe'nî külleh, ve lâ tekilnî ilâ nefsî tarfete 'ayn.
Anlamı: Ey Hayy (daima diri olan), ey Kayyûm (bütün varlıkları ayakta tutan)! Rahmetinle Senden yardım dilerim. Bütün işlerimi düzelt, beni göz açıp kapayıncaya kadar bile nefsime bırakma!
Kaynak: Tirmizî, Deavât, 92; Hâkim, Müstedrek, I, 730
Hacet ve Mühim Dilek Duası (Hacet & İstihare)
لَا إِلَهَ إِلَّا اللَّهُ الحَلِيمُ الكَرِيمُ، سُبْحَانَ اللَّهِ رَبِّ العَرْشِ العَظِيمِ، الحَمْدُ لِلَّهِ رَبِّ العَالَمِينَ، أَسْأَلُكَ مُوجِبَاتِ رَحْمَتِكَ، وَعَزَائِمَ مَغْفِرَتِكَ، وَالغَنِيمَةَ مِنْ كُلِّ بِرٍّ، وَالسَّلَامَةَ مِنْ كُلِّ إِثْمٍ
Okunuşu: Lâ ilâhe illallâhu'l-Halîmü'l-Kerîm. Sübhânallâhi Rabbi'l-'arşi'l-'azîm. El-hamdü lillâhi Rabbi'l-'âlemîn. Es'elüke mûcibâti rahmetik, ve 'azâime mağfiretik, ve'l-ganîmete min külli birr, ves-selâmete min külli ism.
Anlamı: Halîm ve Kerîm olan Allah’tan başka hiçbir ilah yoktur. Yüce Arş’ın Rabbi olan Allah her türlü noksandan münezzehtir. Hamd âlemlerin Rabbi olan Allah’a mahsustur. Allah’ım! Rahmetini celbeden vesileleri, mağfiretinin bereketini, her türlü iyilikten nasibi ve her türlü günahtan selameti Senden dilerim.
Kaynak: Tirmizî, Vitir, 17; İbn Mâce, İkâme, 189
İstihare (Hayırlı Karar İsteme) Duası (Hacet & İstihare)
اللَّهُمَّ إِنِّي أَسْتَخِيرُكَ بِعِلْمِكَ، وَأَسْتَقْدِرُكَ بِقُدْرَتِكَ، وَأَسْأَلُكَ مِنْ فَضْلِكَ العَظِيمِ، فَإِنَّكَ تَقْدِرُ وَلَا أَقْدِرُ، وَتَعْلَمُ وَلَا أَعْلَمُ، وَأَنْتَ عَلَّامُ الغُيُوبِ
Okunuşu: Allâhümme innî estehîrüke bi-'ilmike, ve estakdirüke bi-kudretike, ve es'elüke min fadlike'l-'azîm. Fe-inneke takdiru ve lâ akdir, ve ta'lemü ve lâ a'lem, ve ente 'Allâmü'l-ğuyûb.
Anlamı: Allah’ım! Senin ilminle Senden hayır dilerim, kudretinle Senden güç isterim ve Senin büyük lütfundan niyaz ederim. Çünkü Senin her şeye gücün yeter, benim yetmez; Sen her şeyi hakkıyla bilirsin, ben bilmem. Sen gaybları en iyi bilensin.
Kaynak: Buhârî, Teheccüd, 25; Tirmizî, Vitir, 18
Hz. Mûsâ'nın (a.s.) Hitabet ve Zihin İnşirahı Duası (İlim & Zihin Açıklığı)
رَبِّ اشْرَحْ لِي صَدْرِي * وَيَسِّرْ لِي أَمْرِي * وَاحْلُلْ عُقْدَةً مِنْ لِسَانِي * يَفْقَهُوا قَوْلِي
Okunuşu: Rabbi'şrah lî sadrî. Ve yessir lî emrî. Vahlül 'ukdeten min lisânî. Yefkahû kavlî.
Anlamı: Rabbim! Göğsüme genişlik ve ferahlık ver. İşimi bana kolaylaştır. Dilimdeki düğümü çöz ki sözümü iyi anlasınlar.
Kaynak: Tâhâ Suresi, 25-28. Âyetler
İlim ve Anlayış Ziyadeliği Âyeti (İlim & Zihin Açıklığı)
رَبِّ زِدْنِي عِلْمًا وَفَهْمًا وَأَلْحِقْنِي بِالصَّالِحِينَ
Okunuşu: Rabbi zidnî 'ilmâ, ve fehmâ, ve elhıknî bi's-sâlihîn.
Anlamı: Rabbim! İlmimi ve anlayışımı artır ve beni salih kullarının arasına kat.
Kaynak: Tâhâ Suresi, 114; Şuarâ Suresi, 83
Sınava ve Zor İşlere Başlama Duası (Rabbi Yessir) (İlim & Zihin Açıklığı)
رَبِّ يَسِّرْ وَلَا تُعَسِّرْ، رَبِّ تَمِّمْ بِالخَيْرِ
Okunuşu: Rabbi yessir ve lâ tü'assir, Rabbi temmim bi'l-hayr.
Anlamı: Rabbim! Kolaylaştır, zorlaştırma. Rabbim! İşimizi hayırla ve güzellikle tamamına erdir.
Kaynak: Geleneksel Me'sûr İlim Niyazı
Rabbenâ Âtinâ (Dünya ve Ahiret İyiliği) (Kur'an'dan Dualar)
رَبَّنَا آتِنَا فِي الدُّنْيَا حَسَنَةً وَفِي الآخِرَةِ حَسَنَةً وَقِنَا عَذَابَ النَّارِ
Okunuşu: Rabbenâ âtinâ fi’d-dünyâ haseneten ve fi’l-âhireti haseneten ve kınâ azâbe’n-nâr.
Anlamı: Ey Rabbimiz! Bize dünyada da iyilik ve güzellik ver, ahirette de iyilik ve güzellik ver; bizi cehennem azabından koru!
Kaynak: Bakara Suresi, 201. Âyet; Buhârî, Deavât, 55
Kalpleri Hidayet Üzere Sabit Kılma Duası (Kur'an'dan Dualar)
رَبَّنَا لَا تُزِغْ قُلُوبَنَا بَعْدَ إِذْ هَدَيْتَنَا وَهَبْ لَنَا مِنْ لَدُنْكَ رَحْمَةً إِنَّكَ أَنْتَ الوَهَّابُ
Okunuşu: Rabbenâ lâ tuziğ kulûbenâ ba'de iz hedeytenâ ve heb lenâ min ledünke rahmeh, inneke ente'l-Vehhâb.
Anlamı: Rabbimiz! Bizi hidayete erdirdikten sonra kalplerimizi eğriltme (doğru yoldan saptırma). Bize katından bir rahmet bağışla. Şüphesiz bağışı en bol olan ancak Sensin.
Kaynak: Âl-i İmrân Suresi, 8. Âyet
Sabır ve Düşmanlara Galibiyet Duası (Kur'an'dan Dualar)
رَبَّنَا أَفْرِغْ عَلَيْنَا صَبْرًا وَثَبِّتْ أَقْدَامَنَا وَانْصُرْنَا عَلَى القَوْمِ الكَافِرِينَ
Okunuşu: Rabbenâ efrığ 'aleynâ sabran ve sebbit akdâmenâ vensurnâ 'ale'l-kavmi'l-kâfirîn.
Anlamı: Ey Rabbimiz! Üzerimize sabır ve dayanma gücü yağdır, ayaklarımızı sabit kıl ve haksızlara karşı bize zafer ve yardım nasip eyle!
Kaynak: Bakara Suresi, 250. Âyet
Peygamber Efendimiz'in Torunlarına Okuduğu Nazar Duası (Nazar & Korunma)
أَعُوذُ بِكَلِمَاتِ اللَّهِ التَّامَّةِ مِنْ كُلِّ شَيْطَانٍ وَهَامَّةٍ وَمِنْ كُلِّ عَيْنٍ لَامَّةٍ
Okunuşu: E'ûzü bi-kelimâtillâhi't-tâmmeti min külli şeytânin ve hâmmeh, ve min külli 'aynin lâmmeh.
Anlamı: Her türlü şeytandan, zararlı haşerattan ve kem gözlerden (nazardan) Allah’ın eksiksiz kelimelerine sığınırım.
Kaynak: Buhârî, Enbiyâ, 10; Tirmizî, Tıb, 14
Kalem Suresi Nazar Âyeti (Nazar & Korunma)
وَإِنْ يَكَادُ الَّذِينَ كَفَرُوا لَيُزْلِقُونَكَ بِأَبْصَارِهِمْ لَمَّا سَمِعُوا الذِّكْرَ وَيَقُولُونَ إِنَّهُ لَمَجْنُونٌ * وَمَا هُوَ إِلَّا ذِكْرٌ لِلْعَالَمِينَ
Okunuşu: Ve in yekâdüllezîne keferû le-yüzlikûneke bi-ebsârihim lemmâ semi'uz-zikra ve yekûlûne innehû le-mecnûn. Ve mâ hüve illâ zikrun lil-'âlemîn.
Anlamı: Şüphesiz inkâr edenler Zikr’i (Kur’an’ı) duydukları zaman neredeyse seni gözleriyle devireceklerdi. «O kesinlikle bir delidir» diyorlar. Hâlbuki o, bütün âlemler için ancak bir öğüttür.
Kaynak: Kalem Suresi, 51-52. Âyetler
Hz. Cibril'in Peygamberimiz'e Okuduğu Rukye ve Korunma Duası (Nazar & Korunma)
بِسْمِ اللَّهِ أَرْقِيكَ مِنْ كُلِّ شَيْءٍ يُؤْذِيكَ، مِنْ شَرِّ كُلِّ نَفْسٍ أَوْ عَيْنِ حَاسِدٍ، اللَّهُ يَشْفِيكَ، بِسْمِ اللَّهِ أَرْقِيكَ
Okunuşu: Bismillâhi erkîke min külli şey'in yü'zîk, min şerri külli nefsin ev 'ayni hâsid, Allâhu yeşfîk, bismillâhi erkîk.
Anlamı: Sana eziyet veren her şeyden, her kötü nefisten ve haset eden gözün şerrinden Allah’ın adıyla sana rukye yaparım (şifa ve korunma dilerim). Allah sana şifa versin. Allah’ın adıyla seni korurum.
Kaynak: Müslim, Selâm, 40; Tirmizî, Cenâiz, 4
Göz Değmesini ve Kem Nazarı Önleme Duası (Nazar & Korunma)
مَا شَاءَ اللَّهُ لَا قُوَّةَ إِلَّا بِاللَّهِ * اللَّهُمَّ بَارِكْ فِيهِ وَلَا تَضُرَّهُ
Okunuşu: Mâşâallâhu lâ kuvvete illâ billâh. Allâhümme bârik fîhi ve lâ tedurrah.
Anlamı: Allah’ın dilediği olur; kuvvet ancak Allah’a aittir. Allah’ım! Ona bereket ver ve ona hiçbir zarar dokundurma.
Kaynak: Kehf Suresi, 39; İbn Mâce, Tıb, 32
Fâtiha Suresi 2. Âyet Duası (Rabbi) (Peygamber ve Kur'an Duaları)
ٱلْحَمْدُ لِلَّهِ رَبِّ ٱلْعَٰلَمِينَ
Okunuşu: Kur'an-ı Kerim Fâtiha Suresi 2. Âyet-i Kerime tilaveti ve niyazı.
Anlamı: Hamd, Alemlerin Rabbi Allah'a mahsustur.
Kaynak: Kur'an-ı Kerim — Fâtiha Suresi, 1/2 (Diyanet Meali)
Bakara Suresi 126. Âyet Duası (Rabbi) (Peygamber ve Kur'an Duaları)
وَإِذْ قَالَ إِبْرَٰهِۦمُ رَبِّ ٱجْعَلْ هَٰذَا بَلَدًا ءَامِنًۭا وَٱرْزُقْ أَهْلَهُۥ مِنَ ٱلثَّمَرَٰتِ مَنْ ءَامَنَ مِنْهُم بِٱللَّهِ وَٱلْيَوْمِ ٱلْءَاخِرِ ۖ قَالَ وَمَن كَفَرَ فَأُمَتِّعُهُۥ قَلِيلًۭا ثُمَّ أَضْطَرُّهُۥٓ إِلَىٰ عَذَابِ ٱلنَّارِ ۖ وَبِئْسَ ٱلْمَصِيرُ
Okunuşu: Kur'an-ı Kerim Bakara Suresi 126. Âyet-i Kerime tilaveti ve niyazı.
Anlamı: İbrahim: "Rabbim! Burasını emin bir şehir kıl, halkından, Allah'a ve ahiret gününe inananları ürünlerle rızıklandır" demişti. Allah da: "İnkar edeni de az bir müddet geçindirir, sonra da onu ateşin azabına uğramak zorunda bırakırım, ne kötü sonuç" buyurmuştu.
Kaynak: Kur'an-ı Kerim — Bakara Suresi, 2/126 (Diyanet Meali)
Bakara Suresi 127. Âyet Duası (Rabbenâ) (Kur'an Duaları (Rabbenâ))
وَإِذْ يَرْفَعُ إِبْرَٰهِۦمُ ٱلْقَوَاعِدَ مِنَ ٱلْبَيْتِ وَإِسْمَٰعِيلُ رَبَّنَا تَقَبَّلْ مِنَّآ ۖ إِنَّكَ أَنتَ ٱلسَّمِيعُ ٱلْعَلِيمُ
Okunuşu: Kur'an-ı Kerim Bakara Suresi 127. Âyet-i Kerime tilaveti ve niyazı.
Anlamı: İbrahim ve İsmail, Kabenin temellerini yükseltiyordu: "Rabbimiz! Yaptığımızı kabul buyur. Şüphesiz ki, Sen hem işitir hem bilirsin"
Kaynak: Kur'an-ı Kerim — Bakara Suresi, 2/127 (Diyanet Meali)
Bakara Suresi 128. Âyet Duası (Rabbenâ) (Kur'an Duaları (Rabbenâ))
رَبَّنَا وَٱجْعَلْنَا مُسْلِمَيْنِ لَكَ وَمِن ذُرِّيَّتِنَآ أُمَّةًۭ مُّسْلِمَةًۭ لَّكَ وَأَرِنَا مَنَاسِكَنَا وَتُبْ عَلَيْنَآ ۖ إِنَّكَ أَنتَ ٱلتَّوَّابُ ٱلرَّحِيمُ
Okunuşu: Kur'an-ı Kerim Bakara Suresi 128. Âyet-i Kerime tilaveti ve niyazı.
Anlamı: "Rabbimiz! İkimizi Sana teslim olanlardan kıl, soyumuzdan da Sana teslim olanlardan bir ümmet yetiştir. Bize ibadet yollarımızı göster, tevbemizi kabul buyur, çünkü tevbeleri daima kabul eden, merhametli olan ancak Sensin".
Kaynak: Kur'an-ı Kerim — Bakara Suresi, 2/128 (Diyanet Meali)
Bakara Suresi 129. Âyet Duası (Rabbenâ) (Kur'an Duaları (Rabbenâ))
رَبَّنَا وَٱبْعَثْ فِيهِمْ رَسُولًۭا مِّنْهُمْ يَتْلُوا۟ عَلَيْهِمْ ءَايَٰتِكَ وَيُعَلِّمُهُمُ ٱلْكِتَٰبَ وَٱلْحِكْمَةَ وَيُزَكِّيهِمْ ۚ إِنَّكَ أَنتَ ٱلْعَزِيزُ ٱلْحَكِيمُ
Okunuşu: Kur'an-ı Kerim Bakara Suresi 129. Âyet-i Kerime tilaveti ve niyazı.
Anlamı: "Rabbimiz! İçlerinden onlara Senin ayetlerini okuyan, Kitabı ve hikmeti öğreten, onları her kötülükten arıtan bir peygamber gönder. Doğrusu güçlü ve Hakim olan ancak Sensin".
Kaynak: Kur'an-ı Kerim — Bakara Suresi, 2/129 (Diyanet Meali)
Bakara Suresi 131. Âyet Duası (Rabbi) (Peygamber ve Kur'an Duaları)
إِذْ قَالَ لَهُۥ رَبُّهُۥٓ أَسْلِمْ ۖ قَالَ أَسْلَمْتُ لِرَبِّ ٱلْعَٰلَمِينَ
Okunuşu: Kur'an-ı Kerim Bakara Suresi 131. Âyet-i Kerime tilaveti ve niyazı.
Anlamı: Rabbi ona: "Teslim ol" buyurduğunda, "Alemlerin Rabbine teslim oldum" demişti.
Kaynak: Kur'an-ı Kerim — Bakara Suresi, 2/131 (Diyanet Meali)
Bakara Suresi 200. Âyet Duası (Rabbenâ) (Kur'an Duaları (Rabbenâ))
فَإِذَا قَضَيْتُم مَّنَٰسِكَكُمْ فَٱذْكُرُوا۟ ٱللَّهَ كَذِكْرِكُمْ ءَابَآءَكُمْ أَوْ أَشَدَّ ذِكْرًۭا ۗ فَمِنَ ٱلنَّاسِ مَن يَقُولُ رَبَّنَآ ءَاتِنَا فِى ٱلدُّنْيَا وَمَا لَهُۥ فِى ٱلْءَاخِرَةِ مِنْ خَلَٰقٍۢ
Okunuşu: Kur'an-ı Kerim Bakara Suresi 200. Âyet-i Kerime tilaveti ve niyazı.
Anlamı: Hac ibadetinizi bitirdiğinizde, babalarınızı andığınız gibi, hatta ondan daha kuvvetli bir anışla Allah'ı anın. "Rabbimiz! Bize sadece dünyada ver" diyen insanlar vardır, öylesine, ahirette bir pay yoktur.
Kaynak: Kur'an-ı Kerim — Bakara Suresi, 2/200 (Diyanet Meali)
Bakara Suresi 201. Âyet Duası (Rabbenâ) (Kur'an Duaları (Rabbenâ))
وَمِنْهُم مَّن يَقُولُ رَبَّنَآ ءَاتِنَا فِى ٱلدُّنْيَا حَسَنَةًۭ وَفِى ٱلْءَاخِرَةِ حَسَنَةًۭ وَقِنَا عَذَابَ ٱلنَّارِ
Okunuşu: Kur'an-ı Kerim Bakara Suresi 201. Âyet-i Kerime tilaveti ve niyazı.
Anlamı: "Rabbimiz! Bize dünyada iyiyi, ahirette de iyiyi ver, bizi ateşin azabından koru" diyenler vardır.
Kaynak: Kur'an-ı Kerim — Bakara Suresi, 2/201 (Diyanet Meali)
Bakara Suresi 250. Âyet Duası (Rabbenâ) (Kur'an Duaları (Rabbenâ))
وَلَمَّا بَرَزُوا۟ لِجَالُوتَ وَجُنُودِهِۦ قَالُوا۟ رَبَّنَآ أَفْرِغْ عَلَيْنَا صَبْرًۭا وَثَبِّتْ أَقْدَامَنَا وَٱنصُرْنَا عَلَى ٱلْقَوْمِ ٱلْكَٰفِرِينَ
Okunuşu: Kur'an-ı Kerim Bakara Suresi 250. Âyet-i Kerime tilaveti ve niyazı.
Anlamı: Calut ve ordusuna karşı çıktıklarında, "Rabbimiz! Bize sabır ver, sebatımızı artır, inkar eden millete karşı bize yardım et" dediler.
Kaynak: Kur'an-ı Kerim — Bakara Suresi, 2/250 (Diyanet Meali)
Bakara Suresi 258. Âyet Duası (Rabbi) (Peygamber ve Kur'an Duaları)
أَلَمْ تَرَ إِلَى ٱلَّذِى حَآجَّ إِبْرَٰهِۦمَ فِى رَبِّهِۦٓ أَنْ ءَاتَىٰهُ ٱللَّهُ ٱلْمُلْكَ إِذْ قَالَ إِبْرَٰهِۦمُ رَبِّىَ ٱلَّذِى يُحْىِۦ وَيُمِيتُ قَالَ أَنَا۠ أُحْىِۦ وَأُمِيتُ ۖ قَالَ إِبْرَٰهِۦمُ فَإِنَّ ٱللَّهَ يَأْتِى بِٱلشَّمْسِ مِنَ ٱلْمَشْرِقِ فَأْتِ بِهَا مِنَ ٱلْمَغْرِبِ فَبُهِتَ ٱلَّذِى كَفَرَ ۗ وَٱللَّهُ لَا يَهْدِى ٱلْقَوْمَ ٱلظَّٰلِمِينَ
Okunuşu: Kur'an-ı Kerim Bakara Suresi 258. Âyet-i Kerime tilaveti ve niyazı.
Anlamı: Allah kendisine mülk verdi diye İbrahim ile Rabbi hakkında tartışanı görmedin mi? İbrahim: "Rabbim, dirilten ve öldürendir" demişti. "Ben de diriltir ve öldürürüm" dedi; İbrahim, "Şüphesiz Allah güneşi doğudan getiriyor, sen de batıdan getirsene" dedi. İnkar eden şaşırıp kaldı. Allah zulmeden kimseleri doğru yola eriştirmez.
Kaynak: Kur'an-ı Kerim — Bakara Suresi, 2/258 (Diyanet Meali)
Bakara Suresi 260. Âyet Duası (Rabbi) (Peygamber ve Kur'an Duaları)
وَإِذْ قَالَ إِبْرَٰهِۦمُ رَبِّ أَرِنِى كَيْفَ تُحْىِ ٱلْمَوْتَىٰ ۖ قَالَ أَوَلَمْ تُؤْمِن ۖ قَالَ بَلَىٰ وَلَٰكِن لِّيَطْمَئِنَّ قَلْبِى ۖ قَالَ فَخُذْ أَرْبَعَةًۭ مِّنَ ٱلطَّيْرِ فَصُرْهُنَّ إِلَيْكَ ثُمَّ ٱجْعَلْ عَلَىٰ كُلِّ جَبَلٍۢ مِّنْهُنَّ جُزْءًۭا ثُمَّ ٱدْعُهُنَّ يَأْتِينَكَ سَعْيًۭا ۚ وَٱعْلَمْ أَنَّ ٱللَّهَ عَزِيزٌ حَكِيمٌۭ
Okunuşu: Kur'an-ı Kerim Bakara Suresi 260. Âyet-i Kerime tilaveti ve niyazı.
Anlamı: İbrahim: "Rabbim! Ölüleri nasıl dirilttiğini bana göster" dediğinde, "İnanmıyor musun?" deyince de, "Hayır öyle değil, fakat kalbim iyice kansın" demişti. "Öyleyse dört çeşit kuş al, onları kendine alıştır, sonra onları parçalayıp her dağın üzerine bir parça koy, sonra onları çağır; koşarak sana gelirler. O halde Allah'ın güçlü ve Hakim olduğunu bil" demişti.
Kaynak: Kur'an-ı Kerim — Bakara Suresi, 2/260 (Diyanet Meali)
Bakara Suresi 285. Âyet Duası (Rabbenâ) (Kur'an Duaları (Rabbenâ))
ءَامَنَ ٱلرَّسُولُ بِمَآ أُنزِلَ إِلَيْهِ مِن رَّبِّهِۦ وَٱلْمُؤْمِنُونَ ۚ كُلٌّ ءَامَنَ بِٱللَّهِ وَمَلَٰٓئِكَتِهِۦ وَكُتُبِهِۦ وَرُسُلِهِۦ لَا نُفَرِّقُ بَيْنَ أَحَدٍۢ مِّن رُّسُلِهِۦ ۚ وَقَالُوا۟ سَمِعْنَا وَأَطَعْنَا ۖ غُفْرَانَكَ رَبَّنَا وَإِلَيْكَ ٱلْمَصِيرُ
Okunuşu: Kur'an-ı Kerim Bakara Suresi 285. Âyet-i Kerime tilaveti ve niyazı.
Anlamı: Peygamber ve inananlar, ona Rabb'inden indirilene inandı. Hepsi Allah'a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine inandı. "Peygamberleri arasından hiçbirini ayırdetmeyiz, işittik, itaat ettik, Rabbimiz! Affını dileriz, dönüş Sanadır" dediler.
Kaynak: Kur'an-ı Kerim — Bakara Suresi, 2/285 (Diyanet Meali)
Bakara Suresi 286. Âyet Duası (Rabbenâ) (Kur'an Duaları (Rabbenâ))
لَا يُكَلِّفُ ٱللَّهُ نَفْسًا إِلَّا وُسْعَهَا ۚ لَهَا مَا كَسَبَتْ وَعَلَيْهَا مَا ٱكْتَسَبَتْ ۗ رَبَّنَا لَا تُؤَاخِذْنَآ إِن نَّسِينَآ أَوْ أَخْطَأْنَا ۚ رَبَّنَا وَلَا تَحْمِلْ عَلَيْنَآ إِصْرًۭا كَمَا حَمَلْتَهُۥ عَلَى ٱلَّذِينَ مِن قَبْلِنَا ۚ رَبَّنَا وَلَا تُحَمِّلْنَا مَا لَا طَاقَةَ لَنَا بِهِۦ ۖ وَٱعْفُ عَنَّا وَٱغْفِرْ لَنَا وَٱرْحَمْنَآ ۚ أَنتَ مَوْلَىٰنَا فَٱنصُرْنَا عَلَى ٱلْقَوْمِ ٱلْكَٰفِرِينَ
Okunuşu: Kur'an-ı Kerim Bakara Suresi 286. Âyet-i Kerime tilaveti ve niyazı.
Anlamı: Allah kişiye ancak gücünün yeteceği kadar yükler; kazandığı iyilik lehine, ettiği kötülük de aleyhinedir. Rabbimiz! Eğer unutacak veya yanılacak olursak bizi sorumlu tutma. Rabbimiz bizden öncekilere yüklediğin gibi, bize de ağır yük yükleme. Rabbimiz! Bize gücümüzün yetmeyeceği şeyi taşıtma, bizi affet, bizi bağışla, bize acı. Sen Mevlamızsın, kafirlere karşı bize yardım et.
Kaynak: Kur'an-ı Kerim — Bakara Suresi, 2/286 (Diyanet Meali)
Âl-i İmrân Suresi 8. Âyet Duası (Rabbenâ) (Kur'an Duaları (Rabbenâ))
رَبَّنَا لَا تُزِغْ قُلُوبَنَا بَعْدَ إِذْ هَدَيْتَنَا وَهَبْ لَنَا مِن لَّدُنكَ رَحْمَةً ۚ إِنَّكَ أَنتَ ٱلْوَهَّابُ
Okunuşu: Kur'an-ı Kerim Âl-i İmrân Suresi 8. Âyet-i Kerime tilaveti ve niyazı.
Anlamı: Rabbimiz! Bizi doğru yola erdirdikten sonra kalblerimizi eğriltme, katından bize rahmet bağışla; şüphesiz Sen sonsuz bağışta bulunansın.
Kaynak: Kur'an-ı Kerim — Âl-i İmrân Suresi, 3/8 (Diyanet Meali)
Âl-i İmrân Suresi 9. Âyet Duası (Rabbenâ) (Kur'an Duaları (Rabbenâ))
رَبَّنَآ إِنَّكَ جَامِعُ ٱلنَّاسِ لِيَوْمٍۢ لَّا رَيْبَ فِيهِ ۚ إِنَّ ٱللَّهَ لَا يُخْلِفُ ٱلْمِيعَادَ
Okunuşu: Kur'an-ı Kerim Âl-i İmrân Suresi 9. Âyet-i Kerime tilaveti ve niyazı.
Anlamı: Rabbimiz! Doğrusu geleceği şüphe götürmeyen günde, insanları toplayacak olan Sensin. Şüphesiz ki Allah verdiği sözden caymaz.
Kaynak: Kur'an-ı Kerim — Âl-i İmrân Suresi, 3/9 (Diyanet Meali)
Âl-i İmrân Suresi 16. Âyet Duası (Rabbenâ) (Kur'an Duaları (Rabbenâ))
ٱلَّذِينَ يَقُولُونَ رَبَّنَآ إِنَّنَآ ءَامَنَّا فَٱغْفِرْ لَنَا ذُنُوبَنَا وَقِنَا عَذَابَ ٱلنَّارِ
Okunuşu: Kur'an-ı Kerim Âl-i İmrân Suresi 16. Âyet-i Kerime tilaveti ve niyazı.
Anlamı: Onlar ki, "Rabbimiz! Biz şüphesiz inandık, bunun için günahlarımızı bize bağışla ve bizi ateşin azabından koru" diyen, sabreden, doğru olan, gönülden kulluk eden, hayra sarfeden ve seher vakitlerinde bağışlanma dileyenlerdir.
Kaynak: Kur'an-ı Kerim — Âl-i İmrân Suresi, 3/16 (Diyanet Meali)
Âl-i İmrân Suresi 17. Âyet Duası (Rabbi) (Peygamber ve Kur'an Duaları)
ٱلصَّٰبِرِينَ وَٱلصَّٰدِقِينَ وَٱلْقَٰنِتِينَ وَٱلْمُنفِقِينَ وَٱلْمُسْتَغْفِرِينَ بِٱلْأَسْحَارِ
Okunuşu: Kur'an-ı Kerim Âl-i İmrân Suresi 17. Âyet-i Kerime tilaveti ve niyazı.
Anlamı: Onlar ki, "Rabbimiz! Biz şüphesiz inandık, bunun için günahlarımızı bize bağışla ve bizi ateşin azabından koru" diyen, sabreden, doğru olan, gönülden kulluk eden, hayra sarfeden ve seher vakitlerinde bağışlanma dileyenlerdir.
Kaynak: Kur'an-ı Kerim — Âl-i İmrân Suresi, 3/17 (Diyanet Meali)
Âl-i İmrân Suresi 26. Âyet Duası (Rabbi) (Peygamber ve Kur'an Duaları)
قُلِ ٱللَّهُمَّ مَٰلِكَ ٱلْمُلْكِ تُؤْتِى ٱلْمُلْكَ مَن تَشَآءُ وَتَنزِعُ ٱلْمُلْكَ مِمَّن تَشَآءُ وَتُعِزُّ مَن تَشَآءُ وَتُذِلُّ مَن تَشَآءُ ۖ بِيَدِكَ ٱلْخَيْرُ ۖ إِنَّكَ عَلَىٰ كُلِّ شَىْءٍۢ قَدِيرٌۭ
Okunuşu: Kur'an-ı Kerim Âl-i İmrân Suresi 26. Âyet-i Kerime tilaveti ve niyazı.
Anlamı: De ki: "Mülkün sahibi olan Allah'ım! Mülkü dilediğine verirsin; dilediğinden çekip alırsın; dilediğini aziz kılar, dilediğini alçaltırsın; iyilik elindedir. Doğrusu Sen, her şeye Kadir'sin.
Kaynak: Kur'an-ı Kerim — Âl-i İmrân Suresi, 3/26 (Diyanet Meali)
Âl-i İmrân Suresi 35. Âyet Duası (Rabbi) (Peygamber ve Kur'an Duaları)
إِذْ قَالَتِ ٱمْرَأَتُ عِمْرَٰنَ رَبِّ إِنِّى نَذَرْتُ لَكَ مَا فِى بَطْنِى مُحَرَّرًۭا فَتَقَبَّلْ مِنِّىٓ ۖ إِنَّكَ أَنتَ ٱلسَّمِيعُ ٱلْعَلِيمُ
Okunuşu: Kur'an-ı Kerim Âl-i İmrân Suresi 35. Âyet-i Kerime tilaveti ve niyazı.
Anlamı: İmran'ın karısı: "Ya Rabbi! Karnımda olanı, sadece sana hizmet etmek üzere adadım, benden kabul buyur, doğrusu işiten ve bilen ancak Sensin" demişti.
Kaynak: Kur'an-ı Kerim — Âl-i İmrân Suresi, 3/35 (Diyanet Meali)
Âl-i İmrân Suresi 36. Âyet Duası (Rabbi) (Peygamber ve Kur'an Duaları)
فَلَمَّا وَضَعَتْهَا قَالَتْ رَبِّ إِنِّى وَضَعْتُهَآ أُنثَىٰ وَٱللَّهُ أَعْلَمُ بِمَا وَضَعَتْ وَلَيْسَ ٱلذَّكَرُ كَٱلْأُنثَىٰ ۖ وَإِنِّى سَمَّيْتُهَا مَرْيَمَ وَإِنِّىٓ أُعِيذُهَا بِكَ وَذُرِّيَّتَهَا مِنَ ٱلشَّيْطَٰنِ ٱلرَّجِيمِ
Okunuşu: Kur'an-ı Kerim Âl-i İmrân Suresi 36. Âyet-i Kerime tilaveti ve niyazı.
Anlamı: Onu doğurduğunda, Allah onun ne doğurduğunu bilirken "Ya Rabbi! Kız doğurdum. Erkek, kız gibi değildir, ben ona Meryem adını verdim, ben onu da soyunu da, kovulmuş şeytandan Sana sığındırırım" dedi.
Kaynak: Kur'an-ı Kerim — Âl-i İmrân Suresi, 3/36 (Diyanet Meali)
Âl-i İmrân Suresi 38. Âyet Duası (Rabbi) (Peygamber ve Kur'an Duaları)
هُنَالِكَ دَعَا زَكَرِيَّا رَبَّهُۥ ۖ قَالَ رَبِّ هَبْ لِى مِن لَّدُنكَ ذُرِّيَّةًۭ طَيِّبَةً ۖ إِنَّكَ سَمِيعُ ٱلدُّعَآءِ
Okunuşu: Kur'an-ı Kerim Âl-i İmrân Suresi 38. Âyet-i Kerime tilaveti ve niyazı.
Anlamı: Orada Zekeriya Rabbine dua etti: "Ya Rabbi! Bana kendi katından temiz bir soy bahşet, doğrusu Sen duayı işitirsin".
Kaynak: Kur'an-ı Kerim — Âl-i İmrân Suresi, 3/38 (Diyanet Meali)
Âl-i İmrân Suresi 40. Âyet Duası (Rabbi) (Peygamber ve Kur'an Duaları)
قَالَ رَبِّ أَنَّىٰ يَكُونُ لِى غُلَٰمٌۭ وَقَدْ بَلَغَنِىَ ٱلْكِبَرُ وَٱمْرَأَتِى عَاقِرٌۭ ۖ قَالَ كَذَٰلِكَ ٱللَّهُ يَفْعَلُ مَا يَشَآءُ
Okunuşu: Kur'an-ı Kerim Âl-i İmrân Suresi 40. Âyet-i Kerime tilaveti ve niyazı.
Anlamı: "Ya Rabbi! Ben artık iyice kocamış, karım da kısırken nasıl oğlum olabilir?" dedi. Allah: "Böyledir, Allah dilediğini yapar" dedi.
Kaynak: Kur'an-ı Kerim — Âl-i İmrân Suresi, 3/40 (Diyanet Meali)
Âl-i İmrân Suresi 41. Âyet Duası (Rabbi) (Peygamber ve Kur'an Duaları)
قَالَ رَبِّ ٱجْعَل لِّىٓ ءَايَةًۭ ۖ قَالَ ءَايَتُكَ أَلَّا تُكَلِّمَ ٱلنَّاسَ ثَلَٰثَةَ أَيَّامٍ إِلَّا رَمْزًۭا ۗ وَٱذْكُر رَّبَّكَ كَثِيرًۭا وَسَبِّحْ بِٱلْعَشِىِّ وَٱلْإِبْكَٰرِ
Okunuşu: Kur'an-ı Kerim Âl-i İmrân Suresi 41. Âyet-i Kerime tilaveti ve niyazı.
Anlamı: "Ya Rabbi! Bana bir alamet ver" dedi, "Alametin, üç gün, işaretle anlaşma dışında insanlarla konuşmamandır; Rabbini çok an, akşam sabah hamd et" dedi.
Kaynak: Kur'an-ı Kerim — Âl-i İmrân Suresi, 3/41 (Diyanet Meali)
Âl-i İmrân Suresi 47. Âyet Duası (Rabbi) (Peygamber ve Kur'an Duaları)
قَالَتْ رَبِّ أَنَّىٰ يَكُونُ لِى وَلَدٌۭ وَلَمْ يَمْسَسْنِى بَشَرٌۭ ۖ قَالَ كَذَٰلِكِ ٱللَّهُ يَخْلُقُ مَا يَشَآءُ ۚ إِذَا قَضَىٰٓ أَمْرًۭا فَإِنَّمَا يَقُولُ لَهُۥ كُن فَيَكُونُ
Okunuşu: Kur'an-ı Kerim Âl-i İmrân Suresi 47. Âyet-i Kerime tilaveti ve niyazı.
Anlamı: Meryem: "Rabbim! Bana bir insan dokunmamışken nasıl çocuğum olabilir?" demişti. Melekler şöyle dediler: "Allah dilediğini böylece yaratır. Bir işin olmasını dilerse ona ol der ve olur".
Kaynak: Kur'an-ı Kerim — Âl-i İmrân Suresi, 3/47 (Diyanet Meali)
Âl-i İmrân Suresi 50. Âyet Duası (Rabbi) (Peygamber ve Kur'an Duaları)
وَمُصَدِّقًۭا لِّمَا بَيْنَ يَدَىَّ مِنَ ٱلتَّوْرَىٰةِ وَلِأُحِلَّ لَكُم بَعْضَ ٱلَّذِى حُرِّمَ عَلَيْكُمْ ۚ وَجِئْتُكُم بِـَٔايَةٍۢ مِّن رَّبِّكُمْ فَٱتَّقُوا۟ ٱللَّهَ وَأَطِيعُونِ
Okunuşu: Kur'an-ı Kerim Âl-i İmrân Suresi 50. Âyet-i Kerime tilaveti ve niyazı.
Anlamı: "Benden önce gelen Tevrat'ı tasdik etmekle beraber size yasak edilenlerin bir kısmını helal kılmak üzere, Rabbinizden size bir ayet getirdim. Allah'tan sakının ve bana itaat edin; çünkü Allah benim de Rabbim, sizin de Rabbinizdir. O'na kulluk edin, bu doğru yoldur".
Kaynak: Kur'an-ı Kerim — Âl-i İmrân Suresi, 3/50 (Diyanet Meali)
Âl-i İmrân Suresi 51. Âyet Duası (Rabbi) (Peygamber ve Kur'an Duaları)
إِنَّ ٱللَّهَ رَبِّى وَرَبُّكُمْ فَٱعْبُدُوهُ ۗ هَٰذَا صِرَٰطٌۭ مُّسْتَقِيمٌۭ
Okunuşu: Kur'an-ı Kerim Âl-i İmrân Suresi 51. Âyet-i Kerime tilaveti ve niyazı.
Anlamı: "Benden önce gelen Tevrat'ı tasdik etmekle beraber size yasak edilenlerin bir kısmını helal kılmak üzere, Rabbinizden size bir ayet getirdim. Allah'tan sakının ve bana itaat edin; çünkü Allah benim de Rabbim, sizin de Rabbinizdir. O'na kulluk edin, bu doğru yoldur".
Kaynak: Kur'an-ı Kerim — Âl-i İmrân Suresi, 3/51 (Diyanet Meali)
Âl-i İmrân Suresi 53. Âyet Duası (Rabbenâ) (Kur'an Duaları (Rabbenâ))
رَبَّنَآ ءَامَنَّا بِمَآ أَنزَلْتَ وَٱتَّبَعْنَا ٱلرَّسُولَ فَٱكْتُبْنَا مَعَ ٱلشَّٰهِدِينَ
Okunuşu: Kur'an-ı Kerim Âl-i İmrân Suresi 53. Âyet-i Kerime tilaveti ve niyazı.
Anlamı: "Rabbimiz! İndirdiğine inandık, Peygambere uyduk; bizi sahid olanlarla beraber yaz".
Kaynak: Kur'an-ı Kerim — Âl-i İmrân Suresi, 3/53 (Diyanet Meali)
Âl-i İmrân Suresi 147. Âyet Duası (Rabbenâ) (Kur'an Duaları (Rabbenâ))
وَمَا كَانَ قَوْلَهُمْ إِلَّآ أَن قَالُوا۟ رَبَّنَا ٱغْفِرْ لَنَا ذُنُوبَنَا وَإِسْرَافَنَا فِىٓ أَمْرِنَا وَثَبِّتْ أَقْدَامَنَا وَٱنصُرْنَا عَلَى ٱلْقَوْمِ ٱلْكَٰفِرِينَ
Okunuşu: Kur'an-ı Kerim Âl-i İmrân Suresi 147. Âyet-i Kerime tilaveti ve niyazı.
Anlamı: Dedikleri ancak şu idi: "Rabbimiz! Günahlarımızı, işimizdeki aşırılıklarımızı bize bağışla, sebatımızı arttır, inkarcı topluluğa karşı bize yardım et".
Kaynak: Kur'an-ı Kerim — Âl-i İmrân Suresi, 3/147 (Diyanet Meali)
Âl-i İmrân Suresi 191. Âyet Duası (Rabbenâ) (Kur'an Duaları (Rabbenâ))
ٱلَّذِينَ يَذْكُرُونَ ٱللَّهَ قِيَٰمًۭا وَقُعُودًۭا وَعَلَىٰ جُنُوبِهِمْ وَيَتَفَكَّرُونَ فِى خَلْقِ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ رَبَّنَا مَا خَلَقْتَ هَٰذَا بَٰطِلًۭا سُبْحَٰنَكَ فَقِنَا عَذَابَ ٱلنَّارِ
Okunuşu: Kur'an-ı Kerim Âl-i İmrân Suresi 191. Âyet-i Kerime tilaveti ve niyazı.
Anlamı: Onlar ayakta iken, otururken, yan yatarken Allah'ı anarlar; göklerin ve yerin yaratılışını düşünürler: "Rabbimiz! Sen bunu boşuna yaratmadın, Sen münezzehsin. Bizi ateşin azabından koru"
Kaynak: Kur'an-ı Kerim — Âl-i İmrân Suresi, 3/191 (Diyanet Meali)
Âl-i İmrân Suresi 192. Âyet Duası (Rabbenâ) (Kur'an Duaları (Rabbenâ))
رَبَّنَآ إِنَّكَ مَن تُدْخِلِ ٱلنَّارَ فَقَدْ أَخْزَيْتَهُۥ ۖ وَمَا لِلظَّٰلِمِينَ مِنْ أَنصَارٍۢ
Okunuşu: Kur'an-ı Kerim Âl-i İmrân Suresi 192. Âyet-i Kerime tilaveti ve niyazı.
Anlamı: "Rabbimiz! Sen ateşe kimi sokarsan, onu şüphesiz rezil etmiş olursun, zulmedenlerin hiç yardımcıları yoktur".
Kaynak: Kur'an-ı Kerim — Âl-i İmrân Suresi, 3/192 (Diyanet Meali)
Âl-i İmrân Suresi 193. Âyet Duası (Rabbenâ) (Kur'an Duaları (Rabbenâ))
رَّبَّنَآ إِنَّنَا سَمِعْنَا مُنَادِيًۭا يُنَادِى لِلْإِيمَٰنِ أَنْ ءَامِنُوا۟ بِرَبِّكُمْ فَـَٔامَنَّا ۚ رَبَّنَا فَٱغْفِرْ لَنَا ذُنُوبَنَا وَكَفِّرْ عَنَّا سَيِّـَٔاتِنَا وَتَوَفَّنَا مَعَ ٱلْأَبْرَارِ
Okunuşu: Kur'an-ı Kerim Âl-i İmrân Suresi 193. Âyet-i Kerime tilaveti ve niyazı.
Anlamı: "Rabbimiz! Doğrusu biz Rabbinize inanın diye inanmaya çağıran bir çağırıcıyı işittik de iman ettik. Rabbimiz! Günahlarımızı bize bağışla, kötülüklerimizi ört, canımızi iyilerle beraber al".
Kaynak: Kur'an-ı Kerim — Âl-i İmrân Suresi, 3/193 (Diyanet Meali)
Âl-i İmrân Suresi 194. Âyet Duası (Rabbenâ) (Kur'an Duaları (Rabbenâ))
رَبَّنَا وَءَاتِنَا مَا وَعَدتَّنَا عَلَىٰ رُسُلِكَ وَلَا تُخْزِنَا يَوْمَ ٱلْقِيَٰمَةِ ۗ إِنَّكَ لَا تُخْلِفُ ٱلْمِيعَادَ
Okunuşu: Kur'an-ı Kerim Âl-i İmrân Suresi 194. Âyet-i Kerime tilaveti ve niyazı.
Anlamı: "Rabbimiz! Peygamberlerinle vadettiklerini bize ver, kıyamet günü bizi rezil etme. Sen şüphesiz sözünden caymazsın".
Kaynak: Kur'an-ı Kerim — Âl-i İmrân Suresi, 3/194 (Diyanet Meali)
Nisâ Suresi 75. Âyet Duası (Rabbenâ) (Kur'an Duaları (Rabbenâ))
وَمَا لَكُمْ لَا تُقَٰتِلُونَ فِى سَبِيلِ ٱللَّهِ وَٱلْمُسْتَضْعَفِينَ مِنَ ٱلرِّجَالِ وَٱلنِّسَآءِ وَٱلْوِلْدَٰنِ ٱلَّذِينَ يَقُولُونَ رَبَّنَآ أَخْرِجْنَا مِنْ هَٰذِهِ ٱلْقَرْيَةِ ٱلظَّالِمِ أَهْلُهَا وَٱجْعَل لَّنَا مِن لَّدُنكَ وَلِيًّۭا وَٱجْعَل لَّنَا مِن لَّدُنكَ نَصِيرًا
Okunuşu: Kur'an-ı Kerim Nisâ Suresi 75. Âyet-i Kerime tilaveti ve niyazı.
Anlamı: Size ne oluyor da: "Rabbimiz! Bizi halkı zalim olan bu şehirden çıkar, katından bize bir sahip çıkan gönder, katından bize bir yardımcı lutfet" diyen zavallı çocuklar, erkekler ve kadınlar uğrunda ve Allah yolunda savaşmıyorsunuz?
Kaynak: Kur'an-ı Kerim — Nisâ Suresi, 4/75 (Diyanet Meali)
Nisâ Suresi 77. Âyet Duası (Rabbenâ) (Kur'an Duaları (Rabbenâ))
أَلَمْ تَرَ إِلَى ٱلَّذِينَ قِيلَ لَهُمْ كُفُّوٓا۟ أَيْدِيَكُمْ وَأَقِيمُوا۟ ٱلصَّلَوٰةَ وَءَاتُوا۟ ٱلزَّكَوٰةَ فَلَمَّا كُتِبَ عَلَيْهِمُ ٱلْقِتَالُ إِذَا فَرِيقٌۭ مِّنْهُمْ يَخْشَوْنَ ٱلنَّاسَ كَخَشْيَةِ ٱللَّهِ أَوْ أَشَدَّ خَشْيَةًۭ ۚ وَقَالُوا۟ رَبَّنَا لِمَ كَتَبْتَ عَلَيْنَا ٱلْقِتَالَ لَوْلَآ أَخَّرْتَنَآ إِلَىٰٓ أَجَلٍۢ قَرِيبٍۢ ۗ قُلْ مَتَٰعُ ٱلدُّنْيَا قَلِيلٌۭ وَٱلْءَاخِرَةُ خَيْرٌۭ لِّمَنِ ٱتَّقَىٰ وَلَا تُظْلَمُونَ فَتِيلًا
Okunuşu: Kur'an-ı Kerim Nisâ Suresi 77. Âyet-i Kerime tilaveti ve niyazı.
Anlamı: Kendilerine: "Elinizi savaştan çekin, namaz kılın, zekat verin" denenleri görmedin mi? Onlara savaş farz kılındığında, içlerinden bir takımı hemen, insanlardan, Allah'tan korkar gibi, hatta daha çok korkarlar ve "Rabbimiz! Bize savaşı niçin farz kıldın, bizi yakın bir zamana kadar tehir edemez miydin?" derler. De ki: "Dünya geçimliği azdır, ahiret, Allah'a karşı gelmekten sakınan için hayırlıdır, size zerre kadar zulmedilmez".
Kaynak: Kur'an-ı Kerim — Nisâ Suresi, 4/77 (Diyanet Meali)
Mâide Suresi 25. Âyet Duası (Rabbi) (Peygamber ve Kur'an Duaları)
قَالَ رَبِّ إِنِّى لَآ أَمْلِكُ إِلَّا نَفْسِى وَأَخِى ۖ فَٱفْرُقْ بَيْنَنَا وَبَيْنَ ٱلْقَوْمِ ٱلْفَٰسِقِينَ
Okunuşu: Kur'an-ı Kerim Mâide Suresi 25. Âyet-i Kerime tilaveti ve niyazı.
Anlamı: Musa: "Rabbim! Ben ancak kendime ve kardeşime söz geçirebiliyorum; artık bizimle bu yoldan çıkmış milletin arasını ayır" dedi.
Kaynak: Kur'an-ı Kerim — Mâide Suresi, 5/25 (Diyanet Meali)
Mâide Suresi 83. Âyet Duası (Rabbenâ) (Kur'an Duaları (Rabbenâ))
وَإِذَا سَمِعُوا۟ مَآ أُنزِلَ إِلَى ٱلرَّسُولِ تَرَىٰٓ أَعْيُنَهُمْ تَفِيضُ مِنَ ٱلدَّمْعِ مِمَّا عَرَفُوا۟ مِنَ ٱلْحَقِّ ۖ يَقُولُونَ رَبَّنَآ ءَامَنَّا فَٱكْتُبْنَا مَعَ ٱلشَّٰهِدِينَ
Okunuşu: Kur'an-ı Kerim Mâide Suresi 83. Âyet-i Kerime tilaveti ve niyazı.
Anlamı: Peygambere indirilen Kuran'ı işittiklerinde, gerçeği öğrenmelerinden gözlerinin yaşla dolarak, "Rabbimiz! İnandık, bizi de şahidlerden yaz. Rabbimizin bizi iyi milletle birlikte bulundurmasını umarken niçin Allah'a ve bize gelen gerçeğe inanmayalım?" dediklerini görürsün.
Kaynak: Kur'an-ı Kerim — Mâide Suresi, 5/83 (Diyanet Meali)
Mâide Suresi 84. Âyet Duası (Rabbi) (Peygamber ve Kur'an Duaları)
وَمَا لَنَا لَا نُؤْمِنُ بِٱللَّهِ وَمَا جَآءَنَا مِنَ ٱلْحَقِّ وَنَطْمَعُ أَن يُدْخِلَنَا رَبُّنَا مَعَ ٱلْقَوْمِ ٱلصَّٰلِحِينَ
Okunuşu: Kur'an-ı Kerim Mâide Suresi 84. Âyet-i Kerime tilaveti ve niyazı.
Anlamı: Peygambere indirilen Kuran'ı işittiklerinde, gerçeği öğrenmelerinden gözlerinin yaşla dolarak, "Rabbimiz! İnandık, bizi de şahidlerden yaz. Rabbimizin bizi iyi milletle birlikte bulundurmasını umarken niçin Allah'a ve bize gelen gerçeğe inanmayalım?" dediklerini görürsün.
Kaynak: Kur'an-ı Kerim — Mâide Suresi, 5/84 (Diyanet Meali)
Mâide Suresi 114. Âyet Duası (Rabbenâ) (Kur'an Duaları (Rabbenâ))
قَالَ عِيسَى ٱبْنُ مَرْيَمَ ٱللَّهُمَّ رَبَّنَآ أَنزِلْ عَلَيْنَا مَآئِدَةًۭ مِّنَ ٱلسَّمَآءِ تَكُونُ لَنَا عِيدًۭا لِّأَوَّلِنَا وَءَاخِرِنَا وَءَايَةًۭ مِّنكَ ۖ وَٱرْزُقْنَا وَأَنتَ خَيْرُ ٱلرَّٰزِقِينَ
Okunuşu: Kur'an-ı Kerim Mâide Suresi 114. Âyet-i Kerime tilaveti ve niyazı.
Anlamı: Meryem oğlu İsa, "Allahım! Rabbimiz! Bize ve bizden sonra geleceklere bayram ve Sen'den bir delil olarak gökten bir sofra indir, bizi rızıklandır, Sen rızık verenlerin en hayırlısısın" dedi.
Kaynak: Kur'an-ı Kerim — Mâide Suresi, 5/114 (Diyanet Meali)
En'âm Suresi 45. Âyet Duası (Rabbi) (Peygamber ve Kur'an Duaları)
فَقُطِعَ دَابِرُ ٱلْقَوْمِ ٱلَّذِينَ ظَلَمُوا۟ ۚ وَٱلْحَمْدُ لِلَّهِ رَبِّ ٱلْعَٰلَمِينَ
Okunuşu: Kur'an-ı Kerim En'âm Suresi 45. Âyet-i Kerime tilaveti ve niyazı.
Anlamı: Zulmeden milletin kökü böylece kesildi. Hamd, Alemlerin Rabbi Allah'a mahsustur.
Kaynak: Kur'an-ı Kerim — En'âm Suresi, 6/45 (Diyanet Meali)
En'âm Suresi 71. Âyet Duası (Rabbi) (Peygamber ve Kur'an Duaları)
قُلْ أَنَدْعُوا۟ مِن دُونِ ٱللَّهِ مَا لَا يَنفَعُنَا وَلَا يَضُرُّنَا وَنُرَدُّ عَلَىٰٓ أَعْقَابِنَا بَعْدَ إِذْ هَدَىٰنَا ٱللَّهُ كَٱلَّذِى ٱسْتَهْوَتْهُ ٱلشَّيَٰطِينُ فِى ٱلْأَرْضِ حَيْرَانَ لَهُۥٓ أَصْحَٰبٌۭ يَدْعُونَهُۥٓ إِلَى ٱلْهُدَى ٱئْتِنَا ۗ قُلْ إِنَّ هُدَى ٱللَّهِ هُوَ ٱلْهُدَىٰ ۖ وَأُمِرْنَا لِنُسْلِمَ لِرَبِّ ٱلْعَٰلَمِينَ
Okunuşu: Kur'an-ı Kerim En'âm Suresi 71. Âyet-i Kerime tilaveti ve niyazı.
Anlamı: De ki: "Arkadaşları bize gel diye doğru yola çağırırken, şeytanların yeryüzünde şaşırttıkları bir kimse gibi geriye mi dönelim. Allah bizi doğru yola eriştirdikten sonra, bize faydası olmayan, zarar da veremeyen Allah'tan başka şeylere mi yalvaralım?" De ki, "Doğru yol ancak Allah'ın yoludur. Alemlerin Rabbine teslim olarak namaz kılın, Allah'tan sakının diye emrolunduk." Kendisine toplanacağınız O'dur.
Kaynak: Kur'an-ı Kerim — En'âm Suresi, 6/71 (Diyanet Meali)
En'âm Suresi 76. Âyet Duası (Rabbi) (Peygamber ve Kur'an Duaları)
فَلَمَّا جَنَّ عَلَيْهِ ٱلَّيْلُ رَءَا كَوْكَبًۭا ۖ قَالَ هَٰذَا رَبِّى ۖ فَلَمَّآ أَفَلَ قَالَ لَآ أُحِبُّ ٱلْءَافِلِينَ
Okunuşu: Kur'an-ı Kerim En'âm Suresi 76. Âyet-i Kerime tilaveti ve niyazı.
Anlamı: Gece basınca bir yıldız gördü, "işte bu benim Rabbim!" dedi; yıldız batınca, "batanları sevmem" dedi.
Kaynak: Kur'an-ı Kerim — En'âm Suresi, 6/76 (Diyanet Meali)
En'âm Suresi 77. Âyet Duası (Rabbi) (Peygamber ve Kur'an Duaları)
فَلَمَّا رَءَا ٱلْقَمَرَ بَازِغًۭا قَالَ هَٰذَا رَبِّى ۖ فَلَمَّآ أَفَلَ قَالَ لَئِن لَّمْ يَهْدِنِى رَبِّى لَأَكُونَنَّ مِنَ ٱلْقَوْمِ ٱلضَّآلِّينَ
Okunuşu: Kur'an-ı Kerim En'âm Suresi 77. Âyet-i Kerime tilaveti ve niyazı.
Anlamı: Ayı doğarken görünce, "işte bu benim Rabbim!" dedi, batınca, "Rabbim beni doğruya eriştirmeseydi and olsun ki sapıklardan olurdum" dedi.
Kaynak: Kur'an-ı Kerim — En'âm Suresi, 6/77 (Diyanet Meali)
En'âm Suresi 78. Âyet Duası (Rabbi) (Peygamber ve Kur'an Duaları)
فَلَمَّا رَءَا ٱلشَّمْسَ بَازِغَةًۭ قَالَ هَٰذَا رَبِّى هَٰذَآ أَكْبَرُ ۖ فَلَمَّآ أَفَلَتْ قَالَ يَٰقَوْمِ إِنِّى بَرِىٓءٌۭ مِّمَّا تُشْرِكُونَ
Okunuşu: Kur'an-ı Kerim En'âm Suresi 78. Âyet-i Kerime tilaveti ve niyazı.
Anlamı: Güneşi doğarken görünce "işte bu benim Rabbim, bu daha büyük!" dedi; batınca, "Ey milletim! Doğrusu ben ortak koştuklarınızdan uzağım" dedi.
Kaynak: Kur'an-ı Kerim — En'âm Suresi, 6/78 (Diyanet Meali)
En'âm Suresi 128. Âyet Duası (Rabbenâ) (Kur'an Duaları (Rabbenâ))
وَيَوْمَ يَحْشُرُهُمْ جَمِيعًۭا يَٰمَعْشَرَ ٱلْجِنِّ قَدِ ٱسْتَكْثَرْتُم مِّنَ ٱلْإِنسِ ۖ وَقَالَ أَوْلِيَآؤُهُم مِّنَ ٱلْإِنسِ رَبَّنَا ٱسْتَمْتَعَ بَعْضُنَا بِبَعْضٍۢ وَبَلَغْنَآ أَجَلَنَا ٱلَّذِىٓ أَجَّلْتَ لَنَا ۚ قَالَ ٱلنَّارُ مَثْوَىٰكُمْ خَٰلِدِينَ فِيهَآ إِلَّا مَا شَآءَ ٱللَّهُ ۗ إِنَّ رَبَّكَ حَكِيمٌ عَلِيمٌۭ
Okunuşu: Kur'an-ı Kerim En'âm Suresi 128. Âyet-i Kerime tilaveti ve niyazı.
Anlamı: Allah hepsini toplayacağı gün, "Ey cin topluluğu! İnsanların çoğunu yoldan çıkardınız" der, insanlardan onlara uymuş olanlar, "Rabbimiz! Bir kısmımız bir kısmımızdan faydalandık ve bize tayin ettiğin sürenin sonuna ulaştık" derler. "Cehennem, Allah'ın dilemesine bağlı olarak, temelli kalacağınız durağınızdır" der. Doğrusu Rabbin hakimdir, bilendir.
Kaynak: Kur'an-ı Kerim — En'âm Suresi, 6/128 (Diyanet Meali)
En'âm Suresi 162. Âyet Duası (Rabbi) (Peygamber ve Kur'an Duaları)
قُلْ إِنَّ صَلَاتِى وَنُسُكِى وَمَحْيَاىَ وَمَمَاتِى لِلَّهِ رَبِّ ٱلْعَٰلَمِينَ
Okunuşu: Kur'an-ı Kerim En'âm Suresi 162. Âyet-i Kerime tilaveti ve niyazı.
Anlamı: De ki: "Namazım, ibadetlerim, hayatım ve ölümüm, alemlerin Rabbi Allah içindir.
Kaynak: Kur'an-ı Kerim — En'âm Suresi, 6/162 (Diyanet Meali)
A'râf Suresi 23. Âyet Duası (Rabbenâ) (Kur'an Duaları (Rabbenâ))
قَالَا رَبَّنَا ظَلَمْنَآ أَنفُسَنَا وَإِن لَّمْ تَغْفِرْ لَنَا وَتَرْحَمْنَا لَنَكُونَنَّ مِنَ ٱلْخَٰسِرِينَ
Okunuşu: Kur'an-ı Kerim A'râf Suresi 23. Âyet-i Kerime tilaveti ve niyazı.
Anlamı: Her ikisi, "Rabbimiz! Kendimize yazık ettik; bizi bağışlamaz ve bize merhamet etmezsen biz kaybedenlerden oluruz" dediler.
Kaynak: Kur'an-ı Kerim — A'râf Suresi, 7/23 (Diyanet Meali)
A'râf Suresi 38. Âyet Duası (Rabbenâ) (Kur'an Duaları (Rabbenâ))
قَالَ ٱدْخُلُوا۟ فِىٓ أُمَمٍۢ قَدْ خَلَتْ مِن قَبْلِكُم مِّنَ ٱلْجِنِّ وَٱلْإِنسِ فِى ٱلنَّارِ ۖ كُلَّمَا دَخَلَتْ أُمَّةٌۭ لَّعَنَتْ أُخْتَهَا ۖ حَتَّىٰٓ إِذَا ٱدَّارَكُوا۟ فِيهَا جَمِيعًۭا قَالَتْ أُخْرَىٰهُمْ لِأُولَىٰهُمْ رَبَّنَا هَٰٓؤُلَآءِ أَضَلُّونَا فَـَٔاتِهِمْ عَذَابًۭا ضِعْفًۭا مِّنَ ٱلنَّارِ ۖ قَالَ لِكُلٍّۢ ضِعْفٌۭ وَلَٰكِن لَّا تَعْلَمُونَ
Okunuşu: Kur'an-ı Kerim A'râf Suresi 38. Âyet-i Kerime tilaveti ve niyazı.
Anlamı: Allah, " Sizden önce geçmiş cin ve insan ümmetleriyle beraber ateşe girin" der. Her ümmet girdikçe kendi yoldaşına lanet eder. Hepsi birbiri ardından cehennemde toplanınca, sonrakiler öncekiler için, "Rabbimiz! Bizi sapıtanlar işte bunlardır, onlara ateş azabını kat kat ver" derler, Allah, "Hepsinin kat kattır, ama bilmezsiniz" der.
Kaynak: Kur'an-ı Kerim — A'râf Suresi, 7/38 (Diyanet Meali)
A'râf Suresi 47. Âyet Duası (Rabbenâ) (Kur'an Duaları (Rabbenâ))
۞ وَإِذَا صُرِفَتْ أَبْصَٰرُهُمْ تِلْقَآءَ أَصْحَٰبِ ٱلنَّارِ قَالُوا۟ رَبَّنَا لَا تَجْعَلْنَا مَعَ ٱلْقَوْمِ ٱلظَّٰلِمِينَ
Okunuşu: Kur'an-ı Kerim A'râf Suresi 47. Âyet-i Kerime tilaveti ve niyazı.
Anlamı: Gözleri cehennemlikler yönüne çevrilince: "Rabbimiz! Bizi zalimlerle beraber bulundurma" derler.
Kaynak: Kur'an-ı Kerim — A'râf Suresi, 7/47 (Diyanet Meali)
A'râf Suresi 88. Âyet Duası (Rabbi) (Peygamber ve Kur'an Duaları)
۞ قَالَ ٱلْمَلَأُ ٱلَّذِينَ ٱسْتَكْبَرُوا۟ مِن قَوْمِهِۦ لَنُخْرِجَنَّكَ يَٰشُعَيْبُ وَٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ مَعَكَ مِن قَرْيَتِنَآ أَوْ لَتَعُودُنَّ فِى مِلَّتِنَا ۚ قَالَ أَوَلَوْ كُنَّا كَٰرِهِينَ
Okunuşu: Kur'an-ı Kerim A'râf Suresi 88. Âyet-i Kerime tilaveti ve niyazı.
Anlamı: Milletinin büyüklük taslayan ileri gelenleri, "Ey Şuayb! Ya dinimize dönersiniz ya da, and olsun ki seni ve inananları seninle beraber kentimizden çıkarırız" dediler. Şuayb, onlara: "İstemezsek de mi? Allah bizi dininizden kurtardıktan sonra ona dönecek olursak, doğrusu Allah'a karşı yalan uydurmuş oluruz. Rabbimizin dilemesi bir yana, dininize dönmek bize yakışmaz. Rabbimizin ilmi her şeyi kuşatmıştır. Biz yalnız Allah'a güvendik. Rabbimiz! Bizimle milletimiz arasında hak ile Sen hüküm ver, Sen hükmedenlerin en hayırlısısın" dedi.
Kaynak: Kur'an-ı Kerim — A'râf Suresi, 7/88 (Diyanet Meali)
A'râf Suresi 89. Âyet Duası (Rabbenâ) (Kur'an Duaları (Rabbenâ))
قَدِ ٱفْتَرَيْنَا عَلَى ٱللَّهِ كَذِبًا إِنْ عُدْنَا فِى مِلَّتِكُم بَعْدَ إِذْ نَجَّىٰنَا ٱللَّهُ مِنْهَا ۚ وَمَا يَكُونُ لَنَآ أَن نَّعُودَ فِيهَآ إِلَّآ أَن يَشَآءَ ٱللَّهُ رَبُّنَا ۚ وَسِعَ رَبُّنَا كُلَّ شَىْءٍ عِلْمًا ۚ عَلَى ٱللَّهِ تَوَكَّلْنَا ۚ رَبَّنَا ٱفْتَحْ بَيْنَنَا وَبَيْنَ قَوْمِنَا بِٱلْحَقِّ وَأَنتَ خَيْرُ ٱلْفَٰتِحِينَ
Okunuşu: Kur'an-ı Kerim A'râf Suresi 89. Âyet-i Kerime tilaveti ve niyazı.
Anlamı: Milletinin büyüklük taslayan ileri gelenleri, "Ey Şuayb! Ya dinimize dönersiniz ya da, and olsun ki seni ve inananları seninle beraber kentimizden çıkarırız" dediler. Şuayb, onlara: "İstemezsek de mi? Allah bizi dininizden kurtardıktan sonra ona dönecek olursak, doğrusu Allah'a karşı yalan uydurmuş oluruz. Rabbimizin dilemesi bir yana, dininize dönmek bize yakışmaz. Rabbimizin ilmi her şeyi kuşatmıştır. Biz yalnız Allah'a güvendik. Rabbimiz! Bizimle milletimiz arasında hak ile Sen hüküm ver, Sen hükmedenlerin en hayırlısısın" dedi.
Kaynak: Kur'an-ı Kerim — A'râf Suresi, 7/89 (Diyanet Meali)
A'râf Suresi 121. Âyet Duası (Rabbi) (Peygamber ve Kur'an Duaları)
قَالُوٓا۟ ءَامَنَّا بِرَبِّ ٱلْعَٰلَمِينَ
Okunuşu: Kur'an-ı Kerim A'râf Suresi 121. Âyet-i Kerime tilaveti ve niyazı.
Anlamı: Sihirbazlar secdeye kapanıp, "Alemlerin Rabbine, Musa ve Harun'un Rabbine inandık" dediler.
Kaynak: Kur'an-ı Kerim — A'râf Suresi, 7/121 (Diyanet Meali)
A'râf Suresi 122. Âyet Duası (Rabbi) (Peygamber ve Kur'an Duaları)
رَبِّ مُوسَىٰ وَهَٰرُونَ
Okunuşu: Kur'an-ı Kerim A'râf Suresi 122. Âyet-i Kerime tilaveti ve niyazı.
Anlamı: Sihirbazlar secdeye kapanıp, "Alemlerin Rabbine, Musa ve Harun'un Rabbine inandık" dediler.
Kaynak: Kur'an-ı Kerim — A'râf Suresi, 7/122 (Diyanet Meali)
A'râf Suresi 125. Âyet Duası (Rabbi) (Peygamber ve Kur'an Duaları)
قَالُوٓا۟ إِنَّآ إِلَىٰ رَبِّنَا مُنقَلِبُونَ
Okunuşu: Kur'an-ı Kerim A'râf Suresi 125. Âyet-i Kerime tilaveti ve niyazı.
Anlamı: Onlar da: "Doğrusu biz ancak Rabbimize döneriz. Rabbimizin ayetleri gelince, onlara inanmamızdan ötürü bizden öç alıyorsun. Rabbimiz! Bize sabır ver ve canımızı müslim olarak al" dediler.
Kaynak: Kur'an-ı Kerim — A'râf Suresi, 7/125 (Diyanet Meali)
A'râf Suresi 126. Âyet Duası (Rabbenâ) (Kur'an Duaları (Rabbenâ))
وَمَا تَنقِمُ مِنَّآ إِلَّآ أَنْ ءَامَنَّا بِـَٔايَٰتِ رَبِّنَا لَمَّا جَآءَتْنَا ۚ رَبَّنَآ أَفْرِغْ عَلَيْنَا صَبْرًۭا وَتَوَفَّنَا مُسْلِمِينَ
Okunuşu: Kur'an-ı Kerim A'râf Suresi 126. Âyet-i Kerime tilaveti ve niyazı.
Anlamı: Onlar da: "Doğrusu biz ancak Rabbimize döneriz. Rabbimizin ayetleri gelince, onlara inanmamızdan ötürü bizden öç alıyorsun. Rabbimiz! Bize sabır ver ve canımızı müslim olarak al" dediler.
Kaynak: Kur'an-ı Kerim — A'râf Suresi, 7/126 (Diyanet Meali)
A'râf Suresi 143. Âyet Duası (Rabbi) (Peygamber ve Kur'an Duaları)
وَلَمَّا جَآءَ مُوسَىٰ لِمِيقَٰتِنَا وَكَلَّمَهُۥ رَبُّهُۥ قَالَ رَبِّ أَرِنِىٓ أَنظُرْ إِلَيْكَ ۚ قَالَ لَن تَرَىٰنِى وَلَٰكِنِ ٱنظُرْ إِلَى ٱلْجَبَلِ فَإِنِ ٱسْتَقَرَّ مَكَانَهُۥ فَسَوْفَ تَرَىٰنِى ۚ فَلَمَّا تَجَلَّىٰ رَبُّهُۥ لِلْجَبَلِ جَعَلَهُۥ دَكًّۭا وَخَرَّ مُوسَىٰ صَعِقًۭا ۚ فَلَمَّآ أَفَاقَ قَالَ سُبْحَٰنَكَ تُبْتُ إِلَيْكَ وَأَنَا۠ أَوَّلُ ٱلْمُؤْمِنِينَ
Okunuşu: Kur'an-ı Kerim A'râf Suresi 143. Âyet-i Kerime tilaveti ve niyazı.
Anlamı: Musa, tayin ettiğimiz vakitte gelip Rabbi onunla konuşunca, Musa: "Rabbim! Bana Kendini göster, Sana bakayım" dedi. Allah: "Sen Beni göremezsin ama dağa bak, eğer o yerinde kalırsa sen de Beni göreceksin" buyurdu. Rabbi dağa tecelli edince onu yerlebir etti ve Musa da baygın düştü; ayılınca: "Yarabbi, münezzehsin, Sana tevbe ettim, ben inananların ilkiyim" dedi.
Kaynak: Kur'an-ı Kerim — A'râf Suresi, 7/143 (Diyanet Meali)
A'râf Suresi 151. Âyet Duası (Rabbi) (Peygamber ve Kur'an Duaları)
قَالَ رَبِّ ٱغْفِرْ لِى وَلِأَخِى وَأَدْخِلْنَا فِى رَحْمَتِكَ ۖ وَأَنتَ أَرْحَمُ ٱلرَّٰحِمِينَ
Okunuşu: Kur'an-ı Kerim A'râf Suresi 151. Âyet-i Kerime tilaveti ve niyazı.
Anlamı: Musa "Rabbim! Beni ve kardeşimi bağışla, bize acı, Sen merhametlilerin merhametlisisin" dedi.
Kaynak: Kur'an-ı Kerim — A'râf Suresi, 7/151 (Diyanet Meali)
A'râf Suresi 155. Âyet Duası (Rabbi) (Peygamber ve Kur'an Duaları)
وَٱخْتَارَ مُوسَىٰ قَوْمَهُۥ سَبْعِينَ رَجُلًۭا لِّمِيقَٰتِنَا ۖ فَلَمَّآ أَخَذَتْهُمُ ٱلرَّجْفَةُ قَالَ رَبِّ لَوْ شِئْتَ أَهْلَكْتَهُم مِّن قَبْلُ وَإِيَّٰىَ ۖ أَتُهْلِكُنَا بِمَا فَعَلَ ٱلسُّفَهَآءُ مِنَّآ ۖ إِنْ هِىَ إِلَّا فِتْنَتُكَ تُضِلُّ بِهَا مَن تَشَآءُ وَتَهْدِى مَن تَشَآءُ ۖ أَنتَ وَلِيُّنَا فَٱغْفِرْ لَنَا وَٱرْحَمْنَا ۖ وَأَنتَ خَيْرُ ٱلْغَٰفِرِينَ
Okunuşu: Kur'an-ı Kerim A'râf Suresi 155. Âyet-i Kerime tilaveti ve niyazı.
Anlamı: Musa, tayin ettiğimiz müddette milletinden yetmiş kişi seçti; onları sarsıntı tutunca dedi ki: "Rabbim! Dileseydin daha önce beni ve onları yok ederdin, aramızdaki beyinsizlerin yaptıklarından ötürü bizi yok eder misin? Bu, Senin imtihanından başka birşey değildir, bununla dilediğini saptırır, dilediğini doğru yola iletirsin; bizim dostumuz Sensin; bizi bağışla, bize merhamet et. Sen bağışlayanların en iyisisin."
Kaynak: Kur'an-ı Kerim — A'râf Suresi, 7/155 (Diyanet Meali)
Yûnus Suresi 10. Âyet Duası (Rabbi) (Peygamber ve Kur'an Duaları)
دَعْوَىٰهُمْ فِيهَا سُبْحَٰنَكَ ٱللَّهُمَّ وَتَحِيَّتُهُمْ فِيهَا سَلَٰمٌۭ ۚ وَءَاخِرُ دَعْوَىٰهُمْ أَنِ ٱلْحَمْدُ لِلَّهِ رَبِّ ٱلْعَٰلَمِينَ
Okunuşu: Kur'an-ı Kerim Yûnus Suresi 10. Âyet-i Kerime tilaveti ve niyazı.
Anlamı: Oradaki duaları: "Münezzehsin ey Allah'ım", dirlik temennileri: "Selam size" ve dualarının sonu da: "Alemlerin Rabbi Allah'a hamd olsun"dur.
Kaynak: Kur'an-ı Kerim — Yûnus Suresi, 10/10 (Diyanet Meali)
Yûnus Suresi 85. Âyet Duası (Rabbenâ) (Kur'an Duaları (Rabbenâ))
فَقَالُوا۟ عَلَى ٱللَّهِ تَوَكَّلْنَا رَبَّنَا لَا تَجْعَلْنَا فِتْنَةًۭ لِّلْقَوْمِ ٱلظَّٰلِمِينَ
Okunuşu: Kur'an-ı Kerim Yûnus Suresi 85. Âyet-i Kerime tilaveti ve niyazı.
Anlamı: "Allah'a güvendik; Ey Rabbimiz! Zalim bir millet ile bizi sınama, rahmetinle bizi kafirlerden kurtar" dediler.
Kaynak: Kur'an-ı Kerim — Yûnus Suresi, 10/85 (Diyanet Meali)
Yûnus Suresi 86. Âyet Duası (Rabbi) (Peygamber ve Kur'an Duaları)
وَنَجِّنَا بِرَحْمَتِكَ مِنَ ٱلْقَوْمِ ٱلْكَٰفِرِينَ
Okunuşu: Kur'an-ı Kerim Yûnus Suresi 86. Âyet-i Kerime tilaveti ve niyazı.
Anlamı: "Allah'a güvendik; Ey Rabbimiz! Zalim bir millet ile bizi sınama, rahmetinle bizi kafirlerden kurtar" dediler.
Kaynak: Kur'an-ı Kerim — Yûnus Suresi, 10/86 (Diyanet Meali)
Yûnus Suresi 88. Âyet Duası (Rabbenâ) (Kur'an Duaları (Rabbenâ))
وَقَالَ مُوسَىٰ رَبَّنَآ إِنَّكَ ءَاتَيْتَ فِرْعَوْنَ وَمَلَأَهُۥ زِينَةًۭ وَأَمْوَٰلًۭا فِى ٱلْحَيَوٰةِ ٱلدُّنْيَا رَبَّنَا لِيُضِلُّوا۟ عَن سَبِيلِكَ ۖ رَبَّنَا ٱطْمِسْ عَلَىٰٓ أَمْوَٰلِهِمْ وَٱشْدُدْ عَلَىٰ قُلُوبِهِمْ فَلَا يُؤْمِنُوا۟ حَتَّىٰ يَرَوُا۟ ٱلْعَذَابَ ٱلْأَلِيمَ
Okunuşu: Kur'an-ı Kerim Yûnus Suresi 88. Âyet-i Kerime tilaveti ve niyazı.
Anlamı: Musa: "Rabbimiz! Doğrusu sen Firavun'a ve erkanına ziynetler ve dünya hayatında mallar verdin. Rabbimiz! Senin yolundan şaşırtmaları için mi? Rabbimiz! Mallarını yok et, kalblerini sık; çünkü onlar can yakıcı azabı görmedikçe inanmazlar" dedi.
Kaynak: Kur'an-ı Kerim — Yûnus Suresi, 10/88 (Diyanet Meali)
Hûd Suresi 45. Âyet Duası (Rabbi) (Peygamber ve Kur'an Duaları)
وَنَادَىٰ نُوحٌۭ رَّبَّهُۥ فَقَالَ رَبِّ إِنَّ ٱبْنِى مِنْ أَهْلِى وَإِنَّ وَعْدَكَ ٱلْحَقُّ وَأَنتَ أَحْكَمُ ٱلْحَٰكِمِينَ
Okunuşu: Kur'an-ı Kerim Hûd Suresi 45. Âyet-i Kerime tilaveti ve niyazı.
Anlamı: Nuh Rabbine seslendi: "Rabbim! Oğlum benim ailemdendi. Doğrusu Senin vadin haktır. Sen hükmedenlerin en iyi hükmedenisin" dedi.
Kaynak: Kur'an-ı Kerim — Hûd Suresi, 11/45 (Diyanet Meali)
Hûd Suresi 47. Âyet Duası (Rabbi) (Peygamber ve Kur'an Duaları)
قَالَ رَبِّ إِنِّىٓ أَعُوذُ بِكَ أَنْ أَسْـَٔلَكَ مَا لَيْسَ لِى بِهِۦ عِلْمٌۭ ۖ وَإِلَّا تَغْفِرْ لِى وَتَرْحَمْنِىٓ أَكُن مِّنَ ٱلْخَٰسِرِينَ
Okunuşu: Kur'an-ı Kerim Hûd Suresi 47. Âyet-i Kerime tilaveti ve niyazı.
Anlamı: "Rabbim! Bilmediğim şeyi Senden istemekten Sana sığınırım. Beni bağışlamaz ve bana merhamet etmezsen kaybedenlerden olurum" dedi.
Kaynak: Kur'an-ı Kerim — Hûd Suresi, 11/47 (Diyanet Meali)
Yûsuf Suresi 33. Âyet Duası (Rabbi) (Peygamber ve Kur'an Duaları)
قَالَ رَبِّ ٱلسِّجْنُ أَحَبُّ إِلَىَّ مِمَّا يَدْعُونَنِىٓ إِلَيْهِ ۖ وَإِلَّا تَصْرِفْ عَنِّى كَيْدَهُنَّ أَصْبُ إِلَيْهِنَّ وَأَكُن مِّنَ ٱلْجَٰهِلِينَ
Okunuşu: Kur'an-ı Kerim Yûsuf Suresi 33. Âyet-i Kerime tilaveti ve niyazı.
Anlamı: Yusuf: "Rabbim! Hapis benim için, bunların istediklerini yapmaktan daha iyidir. Eğer tuzaklarını benden uzaklaştırmazsan onlara meyleder ve bilmeyenlerden olurum." dedi.
Kaynak: Kur'an-ı Kerim — Yûsuf Suresi, 12/33 (Diyanet Meali)
Yûsuf Suresi 101. Âyet Duası (Rabbi) (Peygamber ve Kur'an Duaları)
۞ رَبِّ قَدْ ءَاتَيْتَنِى مِنَ ٱلْمُلْكِ وَعَلَّمْتَنِى مِن تَأْوِيلِ ٱلْأَحَادِيثِ ۚ فَاطِرَ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ أَنتَ وَلِىِّۦ فِى ٱلدُّنْيَا وَٱلْءَاخِرَةِ ۖ تَوَفَّنِى مُسْلِمًۭا وَأَلْحِقْنِى بِٱلصَّٰلِحِينَ
Okunuşu: Kur'an-ı Kerim Yûsuf Suresi 101. Âyet-i Kerime tilaveti ve niyazı.
Anlamı: "Rabbim! Bana hükümranlık verdin, rüyaların yorumunu öğrettin. Ey göklerin ve yerin yaradanı! Dünya ve ahirette işlerimi yoluna koyan sensin; benim canımı müslüman olarak al ve beni iyilere kat."
Kaynak: Kur'an-ı Kerim — Yûsuf Suresi, 12/101 (Diyanet Meali)
İbrâhîm Suresi 35. Âyet Duası (Rabbi) (Peygamber ve Kur'an Duaları)
وَإِذْ قَالَ إِبْرَٰهِيمُ رَبِّ ٱجْعَلْ هَٰذَا ٱلْبَلَدَ ءَامِنًۭا وَٱجْنُبْنِى وَبَنِىَّ أَن نَّعْبُدَ ٱلْأَصْنَامَ
Okunuşu: Kur'an-ı Kerim İbrâhîm Suresi 35. Âyet-i Kerime tilaveti ve niyazı.
Anlamı: İbrahim şöyle demişti: "Rabbim! Bu şehri güvenli kıl; beni ve oğullarımı putlara tapmaktan uzak tut."
Kaynak: Kur'an-ı Kerim — İbrâhîm Suresi, 14/35 (Diyanet Meali)
İbrâhîm Suresi 36. Âyet Duası (Rabbi) (Peygamber ve Kur'an Duaları)
رَبِّ إِنَّهُنَّ أَضْلَلْنَ كَثِيرًۭا مِّنَ ٱلنَّاسِ ۖ فَمَن تَبِعَنِى فَإِنَّهُۥ مِنِّى ۖ وَمَنْ عَصَانِى فَإِنَّكَ غَفُورٌۭ رَّحِيمٌۭ
Okunuşu: Kur'an-ı Kerim İbrâhîm Suresi 36. Âyet-i Kerime tilaveti ve niyazı.
Anlamı: "Rabbim! O putlar çok insanları saptırdı; bana uyan bendendir, bana karşı gelen kimseyi Sana bırakırım; Sen bağışlarsın, merhamet edersin."
Kaynak: Kur'an-ı Kerim — İbrâhîm Suresi, 14/36 (Diyanet Meali)
İbrâhîm Suresi 37. Âyet Duası (Rabbenâ) (Kur'an Duaları (Rabbenâ))
رَّبَّنَآ إِنِّىٓ أَسْكَنتُ مِن ذُرِّيَّتِى بِوَادٍ غَيْرِ ذِى زَرْعٍ عِندَ بَيْتِكَ ٱلْمُحَرَّمِ رَبَّنَا لِيُقِيمُوا۟ ٱلصَّلَوٰةَ فَٱجْعَلْ أَفْـِٔدَةًۭ مِّنَ ٱلنَّاسِ تَهْوِىٓ إِلَيْهِمْ وَٱرْزُقْهُم مِّنَ ٱلثَّمَرَٰتِ لَعَلَّهُمْ يَشْكُرُونَ
Okunuşu: Kur'an-ı Kerim İbrâhîm Suresi 37. Âyet-i Kerime tilaveti ve niyazı.
Anlamı: "Rabbimiz! Ben çocuklarımdan kimini, namaz kılabilmeleri için Senin kutsal evinin yanında, ziraata elverişsiz bir vadiye yerleştirdim. Rabbimiz! İnsanların gönüllerini onlara meylettir, şükretmeleri için onları ürünlerle rızıklandır."
Kaynak: Kur'an-ı Kerim — İbrâhîm Suresi, 14/37 (Diyanet Meali)
İbrâhîm Suresi 38. Âyet Duası (Rabbenâ) (Kur'an Duaları (Rabbenâ))
رَبَّنَآ إِنَّكَ تَعْلَمُ مَا نُخْفِى وَمَا نُعْلِنُ ۗ وَمَا يَخْفَىٰ عَلَى ٱللَّهِ مِن شَىْءٍۢ فِى ٱلْأَرْضِ وَلَا فِى ٱلسَّمَآءِ
Okunuşu: Kur'an-ı Kerim İbrâhîm Suresi 38. Âyet-i Kerime tilaveti ve niyazı.
Anlamı: "Rabbimiz! Doğrusu Sen gizlediğimizi de, açığa vurduğumuzu da bilirsin. Yerde ve gökte hiçbir şey Allah'tan gizli kalmaz."
Kaynak: Kur'an-ı Kerim — İbrâhîm Suresi, 14/38 (Diyanet Meali)
İbrâhîm Suresi 40. Âyet Duası (Rabbenâ) (Kur'an Duaları (Rabbenâ))
رَبِّ ٱجْعَلْنِى مُقِيمَ ٱلصَّلَوٰةِ وَمِن ذُرِّيَّتِى ۚ رَبَّنَا وَتَقَبَّلْ دُعَآءِ
Okunuşu: Kur'an-ı Kerim İbrâhîm Suresi 40. Âyet-i Kerime tilaveti ve niyazı.
Anlamı: "Rabbim! Beni ve çocuklarımı namaz kılanlardan eyle. Rabbimiz! Duamı kabul buyur."
Kaynak: Kur'an-ı Kerim — İbrâhîm Suresi, 14/40 (Diyanet Meali)
İbrâhîm Suresi 41. Âyet Duası (Rabbenâ) (Kur'an Duaları (Rabbenâ))
رَبَّنَا ٱغْفِرْ لِى وَلِوَٰلِدَىَّ وَلِلْمُؤْمِنِينَ يَوْمَ يَقُومُ ٱلْحِسَابُ
Okunuşu: Kur'an-ı Kerim İbrâhîm Suresi 41. Âyet-i Kerime tilaveti ve niyazı.
Anlamı: "Rabbimiz! Hesap görülecek günde, beni, anamı babamı ve inananları bağışla."
Kaynak: Kur'an-ı Kerim — İbrâhîm Suresi, 14/41 (Diyanet Meali)
İbrâhîm Suresi 44. Âyet Duası (Rabbenâ) (Kur'an Duaları (Rabbenâ))
وَأَنذِرِ ٱلنَّاسَ يَوْمَ يَأْتِيهِمُ ٱلْعَذَابُ فَيَقُولُ ٱلَّذِينَ ظَلَمُوا۟ رَبَّنَآ أَخِّرْنَآ إِلَىٰٓ أَجَلٍۢ قَرِيبٍۢ نُّجِبْ دَعْوَتَكَ وَنَتَّبِعِ ٱلرُّسُلَ ۗ أَوَلَمْ تَكُونُوٓا۟ أَقْسَمْتُم مِّن قَبْلُ مَا لَكُم مِّن زَوَالٍۢ
Okunuşu: Kur'an-ı Kerim İbrâhîm Suresi 44. Âyet-i Kerime tilaveti ve niyazı.
Anlamı: İnsanları, kendilerine azabın geleceği gün ile uyar. Haksızlık edenler: "Rabbimiz! Bizi yakın bir süreye kadar ertele de çağrına gelelim, peygamberlere uyalım" derler. Siz daha önce, sonunuzun gelmeyeceğine yemin etmemiş miydiniz! Üstelik kendilerine yazık edenlerin yerlerinde oturdunuz. Onlara, yaptıklarımız da sizlere açıklanmıştı. Size misaller de vermiştik.
Kaynak: Kur'an-ı Kerim — İbrâhîm Suresi, 14/44 (Diyanet Meali)
İbrâhîm Suresi 45. Âyet Duası (Rabbi) (Peygamber ve Kur'an Duaları)
وَسَكَنتُمْ فِى مَسَٰكِنِ ٱلَّذِينَ ظَلَمُوٓا۟ أَنفُسَهُمْ وَتَبَيَّنَ لَكُمْ كَيْفَ فَعَلْنَا بِهِمْ وَضَرَبْنَا لَكُمُ ٱلْأَمْثَالَ
Okunuşu: Kur'an-ı Kerim İbrâhîm Suresi 45. Âyet-i Kerime tilaveti ve niyazı.
Anlamı: İnsanları, kendilerine azabın geleceği gün ile uyar. Haksızlık edenler: "Rabbimiz! Bizi yakın bir süreye kadar ertele de çağrına gelelim, peygamberlere uyalım" derler. Siz daha önce, sonunuzun gelmeyeceğine yemin etmemiş miydiniz! Üstelik kendilerine yazık edenlerin yerlerinde oturdunuz. Onlara, yaptıklarımız da sizlere açıklanmıştı. Size misaller de vermiştik.
Kaynak: Kur'an-ı Kerim — İbrâhîm Suresi, 14/45 (Diyanet Meali)
Hicr Suresi 36. Âyet Duası (Rabbi) (Peygamber ve Kur'an Duaları)
قَالَ رَبِّ فَأَنظِرْنِىٓ إِلَىٰ يَوْمِ يُبْعَثُونَ
Okunuşu: Kur'an-ı Kerim Hicr Suresi 36. Âyet-i Kerime tilaveti ve niyazı.
Anlamı: "Rabbim! Beni hiç olmazsa, tekrar dirilecekleri güne kadar ertele" dedi.
Kaynak: Kur'an-ı Kerim — Hicr Suresi, 15/36 (Diyanet Meali)
Hicr Suresi 39. Âyet Duası (Rabbi) (Peygamber ve Kur'an Duaları)
قَالَ رَبِّ بِمَآ أَغْوَيْتَنِى لَأُزَيِّنَنَّ لَهُمْ فِى ٱلْأَرْضِ وَلَأُغْوِيَنَّهُمْ أَجْمَعِينَ
Okunuşu: Kur'an-ı Kerim Hicr Suresi 39. Âyet-i Kerime tilaveti ve niyazı.
Anlamı: "Rabbim! Beni saptırdığın için, and olsun ki yeryüzünde fenalıkları onlara güzel göstereceğim; halis kıldığın kulların bir yana, onların hepsini saptıracağım" dedi.
Kaynak: Kur'an-ı Kerim — Hicr Suresi, 15/39 (Diyanet Meali)
Hicr Suresi 40. Âyet Duası (Rabbi) (Peygamber ve Kur'an Duaları)
إِلَّا عِبَادَكَ مِنْهُمُ ٱلْمُخْلَصِينَ
Okunuşu: Kur'an-ı Kerim Hicr Suresi 40. Âyet-i Kerime tilaveti ve niyazı.
Anlamı: "Rabbim! Beni saptırdığın için, and olsun ki yeryüzünde fenalıkları onlara güzel göstereceğim; halis kıldığın kulların bir yana, onların hepsini saptıracağım" dedi.
Kaynak: Kur'an-ı Kerim — Hicr Suresi, 15/40 (Diyanet Meali)
Nahl Suresi 86. Âyet Duası (Rabbenâ) (Kur'an Duaları (Rabbenâ))
وَإِذَا رَءَا ٱلَّذِينَ أَشْرَكُوا۟ شُرَكَآءَهُمْ قَالُوا۟ رَبَّنَا هَٰٓؤُلَآءِ شُرَكَآؤُنَا ٱلَّذِينَ كُنَّا نَدْعُوا۟ مِن دُونِكَ ۖ فَأَلْقَوْا۟ إِلَيْهِمُ ٱلْقَوْلَ إِنَّكُمْ لَكَٰذِبُونَ
Okunuşu: Kur'an-ı Kerim Nahl Suresi 86. Âyet-i Kerime tilaveti ve niyazı.
Anlamı: Allah'a ortak koşanlar, koştukları ortakları gördüklerinde: "Rabbimiz! Seni bırakıp yalvardığımız ortaklarımız bunlardır" derler. Koştukları ortaklar: "Doğrusu siz yalancısınız" diye söz atarlar.
Kaynak: Kur'an-ı Kerim — Nahl Suresi, 16/86 (Diyanet Meali)
İsrâ Suresi 24. Âyet Duası (Rabbi) (Peygamber ve Kur'an Duaları)
وَٱخْفِضْ لَهُمَا جَنَاحَ ٱلذُّلِّ مِنَ ٱلرَّحْمَةِ وَقُل رَّبِّ ٱرْحَمْهُمَا كَمَا رَبَّيَانِى صَغِيرًۭا
Okunuşu: Kur'an-ı Kerim İsrâ Suresi 24. Âyet-i Kerime tilaveti ve niyazı.
Anlamı: Onlara acıyarak alçak gönüllülük kanatlarını ger ve: "Rabbim! Küçükken beni yetiştirdikleri gibi sen de onlara merhamet et!" de.
Kaynak: Kur'an-ı Kerim — İsrâ Suresi, 17/24 (Diyanet Meali)
İsrâ Suresi 80. Âyet Duası (Rabbi) (Peygamber ve Kur'an Duaları)
وَقُل رَّبِّ أَدْخِلْنِى مُدْخَلَ صِدْقٍۢ وَأَخْرِجْنِى مُخْرَجَ صِدْقٍۢ وَٱجْعَل لِّى مِن لَّدُنكَ سُلْطَٰنًۭا نَّصِيرًۭا
Okunuşu: Kur'an-ı Kerim İsrâ Suresi 80. Âyet-i Kerime tilaveti ve niyazı.
Anlamı: De ki: "Rabbim! Beni dahil edeceğin yere hoşnutluk ve esenlikle dahil et; çıkaracağın yerden de hoşnutluk ve esenlikle çıkar. Katından beni destekleyecek bir kuvvet ver."
Kaynak: Kur'an-ı Kerim — İsrâ Suresi, 17/80 (Diyanet Meali)
Kehf Suresi 10. Âyet Duası (Rabbenâ) (Kur'an Duaları (Rabbenâ))
إِذْ أَوَى ٱلْفِتْيَةُ إِلَى ٱلْكَهْفِ فَقَالُوا۟ رَبَّنَآ ءَاتِنَا مِن لَّدُنكَ رَحْمَةًۭ وَهَيِّئْ لَنَا مِنْ أَمْرِنَا رَشَدًۭا
Okunuşu: Kur'an-ı Kerim Kehf Suresi 10. Âyet-i Kerime tilaveti ve niyazı.
Anlamı: Birkaç genç mağaraya sığınmış: "Rabbimiz! Katından bize rahmet ver ve işimizde doğruyu göster, bizi başarılı kıl" demişlerdi.
Kaynak: Kur'an-ı Kerim — Kehf Suresi, 18/10 (Diyanet Meali)
Kehf Suresi 37. Âyet Duası (Rabbi) (Peygamber ve Kur'an Duaları)
قَالَ لَهُۥ صَاحِبُهُۥ وَهُوَ يُحَاوِرُهُۥٓ أَكَفَرْتَ بِٱلَّذِى خَلَقَكَ مِن تُرَابٍۢ ثُمَّ مِن نُّطْفَةٍۢ ثُمَّ سَوَّىٰكَ رَجُلًۭا
Okunuşu: Kur'an-ı Kerim Kehf Suresi 37. Âyet-i Kerime tilaveti ve niyazı.
Anlamı: Kendisiyle konuştuğu arkadaşı ona: "Seni topraktan, sonra nutfeden yaratanı, sonunda de seni insan kılığına koyanı mı inkar ediyorsun? İşte O benim Rabbim olan Allah'tır. Rabbime kimseyi ortak koşmam. Bahçene girdiğin zaman, her ne kadar beni kendinden mal ve nüfus bakımından daha az buluyorsan da: "Maşallah! Kuvvet ancak Allah'a mahsustur!" demen gerekmez mi? Rabbim, senin bahçenden daha iyisini bana verebilir ve seninkinin üzerine gökten bir felaket gönderir de bahçen yerle bir olabilir. Yahut suyu çekilir bir daha da bulamazsın" dedi.
Kaynak: Kur'an-ı Kerim — Kehf Suresi, 18/37 (Diyanet Meali)
Kehf Suresi 38. Âyet Duası (Rabbi) (Peygamber ve Kur'an Duaları)
لَّٰكِنَّا۠ هُوَ ٱللَّهُ رَبِّى وَلَآ أُشْرِكُ بِرَبِّىٓ أَحَدًۭا
Okunuşu: Kur'an-ı Kerim Kehf Suresi 38. Âyet-i Kerime tilaveti ve niyazı.
Anlamı: Kendisiyle konuştuğu arkadaşı ona: "Seni topraktan, sonra nutfeden yaratanı, sonunda de seni insan kılığına koyanı mı inkar ediyorsun? İşte O benim Rabbim olan Allah'tır. Rabbime kimseyi ortak koşmam. Bahçene girdiğin zaman, her ne kadar beni kendinden mal ve nüfus bakımından daha az buluyorsan da: "Maşallah! Kuvvet ancak Allah'a mahsustur!" demen gerekmez mi? Rabbim, senin bahçenden daha iyisini bana verebilir ve seninkinin üzerine gökten bir felaket gönderir de bahçen yerle bir olabilir. Yahut suyu çekilir bir daha da bulamazsın" dedi.
Kaynak: Kur'an-ı Kerim — Kehf Suresi, 18/38 (Diyanet Meali)
Kehf Suresi 39. Âyet Duası (Rabbi) (Peygamber ve Kur'an Duaları)
وَلَوْلَآ إِذْ دَخَلْتَ جَنَّتَكَ قُلْتَ مَا شَآءَ ٱللَّهُ لَا قُوَّةَ إِلَّا بِٱللَّهِ ۚ إِن تَرَنِ أَنَا۠ أَقَلَّ مِنكَ مَالًۭا وَوَلَدًۭا
Okunuşu: Kur'an-ı Kerim Kehf Suresi 39. Âyet-i Kerime tilaveti ve niyazı.
Anlamı: Kendisiyle konuştuğu arkadaşı ona: "Seni topraktan, sonra nutfeden yaratanı, sonunda de seni insan kılığına koyanı mı inkar ediyorsun? İşte O benim Rabbim olan Allah'tır. Rabbime kimseyi ortak koşmam. Bahçene girdiğin zaman, her ne kadar beni kendinden mal ve nüfus bakımından daha az buluyorsan da: "Maşallah! Kuvvet ancak Allah'a mahsustur!" demen gerekmez mi? Rabbim, senin bahçenden daha iyisini bana verebilir ve seninkinin üzerine gökten bir felaket gönderir de bahçen yerle bir olabilir. Yahut suyu çekilir bir daha da bulamazsın" dedi.
Kaynak: Kur'an-ı Kerim — Kehf Suresi, 18/39 (Diyanet Meali)
Kehf Suresi 40. Âyet Duası (Rabbi) (Peygamber ve Kur'an Duaları)
فَعَسَىٰ رَبِّىٓ أَن يُؤْتِيَنِ خَيْرًۭا مِّن جَنَّتِكَ وَيُرْسِلَ عَلَيْهَا حُسْبَانًۭا مِّنَ ٱلسَّمَآءِ فَتُصْبِحَ صَعِيدًۭا زَلَقًا
Okunuşu: Kur'an-ı Kerim Kehf Suresi 40. Âyet-i Kerime tilaveti ve niyazı.
Anlamı: Kendisiyle konuştuğu arkadaşı ona: "Seni topraktan, sonra nutfeden yaratanı, sonunda de seni insan kılığına koyanı mı inkar ediyorsun? İşte O benim Rabbim olan Allah'tır. Rabbime kimseyi ortak koşmam. Bahçene girdiğin zaman, her ne kadar beni kendinden mal ve nüfus bakımından daha az buluyorsan da: "Maşallah! Kuvvet ancak Allah'a mahsustur!" demen gerekmez mi? Rabbim, senin bahçenden daha iyisini bana verebilir ve seninkinin üzerine gökten bir felaket gönderir de bahçen yerle bir olabilir. Yahut suyu çekilir bir daha da bulamazsın" dedi.
Kaynak: Kur'an-ı Kerim — Kehf Suresi, 18/40 (Diyanet Meali)
Kehf Suresi 41. Âyet Duası (Rabbi) (Peygamber ve Kur'an Duaları)
أَوْ يُصْبِحَ مَآؤُهَا غَوْرًۭا فَلَن تَسْتَطِيعَ لَهُۥ طَلَبًۭا
Okunuşu: Kur'an-ı Kerim Kehf Suresi 41. Âyet-i Kerime tilaveti ve niyazı.
Anlamı: Kendisiyle konuştuğu arkadaşı ona: "Seni topraktan, sonra nutfeden yaratanı, sonunda de seni insan kılığına koyanı mı inkar ediyorsun? İşte O benim Rabbim olan Allah'tır. Rabbime kimseyi ortak koşmam. Bahçene girdiğin zaman, her ne kadar beni kendinden mal ve nüfus bakımından daha az buluyorsan da: "Maşallah! Kuvvet ancak Allah'a mahsustur!" demen gerekmez mi? Rabbim, senin bahçenden daha iyisini bana verebilir ve seninkinin üzerine gökten bir felaket gönderir de bahçen yerle bir olabilir. Yahut suyu çekilir bir daha da bulamazsın" dedi.
Kaynak: Kur'an-ı Kerim — Kehf Suresi, 18/41 (Diyanet Meali)
Meryem Suresi 4. Âyet Duası (Rabbi) (Peygamber ve Kur'an Duaları)
قَالَ رَبِّ إِنِّى وَهَنَ ٱلْعَظْمُ مِنِّى وَٱشْتَعَلَ ٱلرَّأْسُ شَيْبًۭا وَلَمْ أَكُنۢ بِدُعَآئِكَ رَبِّ شَقِيًّۭا
Okunuşu: Kur'an-ı Kerim Meryem Suresi 4. Âyet-i Kerime tilaveti ve niyazı.
Anlamı: Şöyle demişti: "Rabbim! Gerçekten kemiklerim zayıfladı, saçlarım ağardı. Rabbim! Sana yalvarmakla şimdiye kadar bedbaht olup bir şeyden mahrum kalmadım."
Kaynak: Kur'an-ı Kerim — Meryem Suresi, 19/4 (Diyanet Meali)
Meryem Suresi 5. Âyet Duası (Rabbi) (Peygamber ve Kur'an Duaları)
وَإِنِّى خِفْتُ ٱلْمَوَٰلِىَ مِن وَرَآءِى وَكَانَتِ ٱمْرَأَتِى عَاقِرًۭا فَهَبْ لِى مِن لَّدُنكَ وَلِيًّۭا
Okunuşu: Kur'an-ı Kerim Meryem Suresi 5. Âyet-i Kerime tilaveti ve niyazı.
Anlamı: Doğrusu, benden sonra yerime geçecek yakınlarımın iyi hareket etmeyeceklerinden korkuyorum. Karım da kısırdır. Katından bana bir oğul bağışla ki, bana ve Yakub oğullarına mirasçı olsun. Rabbim! Onun, rızanı kazanmasını da sağla."
Kaynak: Kur'an-ı Kerim — Meryem Suresi, 19/5 (Diyanet Meali)
Meryem Suresi 6. Âyet Duası (Rabbi) (Peygamber ve Kur'an Duaları)
يَرِثُنِى وَيَرِثُ مِنْ ءَالِ يَعْقُوبَ ۖ وَٱجْعَلْهُ رَبِّ رَضِيًّۭا
Okunuşu: Kur'an-ı Kerim Meryem Suresi 6. Âyet-i Kerime tilaveti ve niyazı.
Anlamı: Doğrusu, benden sonra yerime geçecek yakınlarımın iyi hareket etmeyeceklerinden korkuyorum. Karım da kısırdır. Katından bana bir oğul bağışla ki, bana ve Yakub oğullarına mirasçı olsun. Rabbim! Onun, rızanı kazanmasını da sağla."
Kaynak: Kur'an-ı Kerim — Meryem Suresi, 19/6 (Diyanet Meali)
Meryem Suresi 8. Âyet Duası (Rabbi) (Peygamber ve Kur'an Duaları)
قَالَ رَبِّ أَنَّىٰ يَكُونُ لِى غُلَٰمٌۭ وَكَانَتِ ٱمْرَأَتِى عَاقِرًۭا وَقَدْ بَلَغْتُ مِنَ ٱلْكِبَرِ عِتِيًّۭا
Okunuşu: Kur'an-ı Kerim Meryem Suresi 8. Âyet-i Kerime tilaveti ve niyazı.
Anlamı: Zekeriya: "Rabbim! Karım kısır, ben de son derece kocamışken nasıl oğlum olabilir?" dedi.
Kaynak: Kur'an-ı Kerim — Meryem Suresi, 19/8 (Diyanet Meali)
Meryem Suresi 10. Âyet Duası (Rabbi) (Peygamber ve Kur'an Duaları)
قَالَ رَبِّ ٱجْعَل لِّىٓ ءَايَةًۭ ۚ قَالَ ءَايَتُكَ أَلَّا تُكَلِّمَ ٱلنَّاسَ ثَلَٰثَ لَيَالٍۢ سَوِيًّۭا
Okunuşu: Kur'an-ı Kerim Meryem Suresi 10. Âyet-i Kerime tilaveti ve niyazı.
Anlamı: Zekeriya "Rabbim! Öyleyse bana bir alamet ver" dedi. Allah: "Senin alametin, sağlam ve sıhhatli olduğun halde üç gün üç gece insanlarla konuşamamandır" buyurdu.
Kaynak: Kur'an-ı Kerim — Meryem Suresi, 19/10 (Diyanet Meali)
Tâhâ Suresi 25. Âyet Duası (Rabbi) (Peygamber ve Kur'an Duaları)
قَالَ رَبِّ ٱشْرَحْ لِى صَدْرِى
Okunuşu: Kur'an-ı Kerim Tâhâ Suresi 25. Âyet-i Kerime tilaveti ve niyazı.
Anlamı: Musa: "Rabbim! Göğsümü genişlet, işimi kolaylaştır, dilimin düğümünü çöz ki sözümü iyi anlasınlar. Ailemden kardeşim Harun'u bana vezir yap, beni onunla destekle, onu görevimde ortak kıl ki Seni daha çok tesbih edelim ve çokça analım. Şüphesiz Sen bizi görmektesin" dedi.
Kaynak: Kur'an-ı Kerim — Tâhâ Suresi, 20/25 (Diyanet Meali)
Tâhâ Suresi 26. Âyet Duası (Rabbi) (Peygamber ve Kur'an Duaları)
وَيَسِّرْ لِىٓ أَمْرِى
Okunuşu: Kur'an-ı Kerim Tâhâ Suresi 26. Âyet-i Kerime tilaveti ve niyazı.
Anlamı: Musa: "Rabbim! Göğsümü genişlet, işimi kolaylaştır, dilimin düğümünü çöz ki sözümü iyi anlasınlar. Ailemden kardeşim Harun'u bana vezir yap, beni onunla destekle, onu görevimde ortak kıl ki Seni daha çok tesbih edelim ve çokça analım. Şüphesiz Sen bizi görmektesin" dedi.
Kaynak: Kur'an-ı Kerim — Tâhâ Suresi, 20/26 (Diyanet Meali)
Tâhâ Suresi 27. Âyet Duası (Rabbi) (Peygamber ve Kur'an Duaları)
وَٱحْلُلْ عُقْدَةًۭ مِّن لِّسَانِى
Okunuşu: Kur'an-ı Kerim Tâhâ Suresi 27. Âyet-i Kerime tilaveti ve niyazı.
Anlamı: Musa: "Rabbim! Göğsümü genişlet, işimi kolaylaştır, dilimin düğümünü çöz ki sözümü iyi anlasınlar. Ailemden kardeşim Harun'u bana vezir yap, beni onunla destekle, onu görevimde ortak kıl ki Seni daha çok tesbih edelim ve çokça analım. Şüphesiz Sen bizi görmektesin" dedi.
Kaynak: Kur'an-ı Kerim — Tâhâ Suresi, 20/27 (Diyanet Meali)
Tâhâ Suresi 28. Âyet Duası (Rabbi) (Peygamber ve Kur'an Duaları)
يَفْقَهُوا۟ قَوْلِى
Okunuşu: Kur'an-ı Kerim Tâhâ Suresi 28. Âyet-i Kerime tilaveti ve niyazı.
Anlamı: Musa: "Rabbim! Göğsümü genişlet, işimi kolaylaştır, dilimin düğümünü çöz ki sözümü iyi anlasınlar. Ailemden kardeşim Harun'u bana vezir yap, beni onunla destekle, onu görevimde ortak kıl ki Seni daha çok tesbih edelim ve çokça analım. Şüphesiz Sen bizi görmektesin" dedi.
Kaynak: Kur'an-ı Kerim — Tâhâ Suresi, 20/28 (Diyanet Meali)
Tâhâ Suresi 29. Âyet Duası (Rabbi) (Peygamber ve Kur'an Duaları)
وَٱجْعَل لِّى وَزِيرًۭا مِّنْ أَهْلِى
Okunuşu: Kur'an-ı Kerim Tâhâ Suresi 29. Âyet-i Kerime tilaveti ve niyazı.
Anlamı: Musa: "Rabbim! Göğsümü genişlet, işimi kolaylaştır, dilimin düğümünü çöz ki sözümü iyi anlasınlar. Ailemden kardeşim Harun'u bana vezir yap, beni onunla destekle, onu görevimde ortak kıl ki Seni daha çok tesbih edelim ve çokça analım. Şüphesiz Sen bizi görmektesin" dedi.
Kaynak: Kur'an-ı Kerim — Tâhâ Suresi, 20/29 (Diyanet Meali)
Tâhâ Suresi 30. Âyet Duası (Rabbi) (Peygamber ve Kur'an Duaları)
هَٰرُونَ أَخِى
Okunuşu: Kur'an-ı Kerim Tâhâ Suresi 30. Âyet-i Kerime tilaveti ve niyazı.
Anlamı: Musa: "Rabbim! Göğsümü genişlet, işimi kolaylaştır, dilimin düğümünü çöz ki sözümü iyi anlasınlar. Ailemden kardeşim Harun'u bana vezir yap, beni onunla destekle, onu görevimde ortak kıl ki Seni daha çok tesbih edelim ve çokça analım. Şüphesiz Sen bizi görmektesin" dedi.
Kaynak: Kur'an-ı Kerim — Tâhâ Suresi, 20/30 (Diyanet Meali)
Klasik İlahi, Naat ve Mevlid-i Şerif Külliyatı (Kamu Malı — 70+ Yıl)
Doğdu Ol Sultân-ı Enbiyâ Nur-ı Huda — Klasik Tekke Musikisi (Anonim / Mevlid Tevşihi) (v. 1800) [Tevşih & İlahi]
Bu gece ol gecedir kim Hz. Hayrü'l-Enâm,
Âlem-i dünyâya geldi nûr ile doldu makâm.
Mü'minlere rahmet oldu ol Habîb-i Kibriyâ,
Cümle âlem şâd olup getirdi salât ü selâm:
Essalâtü vesselâmü aleyke Yâ Resûlallah!
Essalâtü vesselâmü aleyke Yâ Habîballah!
Kaynak: Klasik Türk Din Musikisi Güfte Külliyatı (DİB Yayınları) · Telif: Kamu Malı (Anonim Klasik Eser)
Kudûmün Rahmet ü Zevk u Safâdır (Naat & İlahi) — Aziz Mahmud Hüdâyî (v. 1628) [Naat-ı Şerif]
Kudûmün rahmet ü zevk u safâdır,
Yâ Resûlallah!
Zuhûrun derd-i uşşâka devâdır,
Yâ Resûlallah!
Seninçün halk olundu çün bu âlem,
Seninle buldu her maksûdu Âdem,
Dil ü cândan kulundur cümle âlem,
Yâ Resûlallah!
Hüdâyî'ye şefâat kıl keremden,
Halâs ola elemle cümle gamdan,
Ayırma âstân-ı muhteremden,
Yâ Resûlallah!
Kaynak: Dîvân-ı İlâhiyyât (Aziz Mahmud Hüdâyî, TDV İslâm Ansiklopedisi) · Telif: Kamu Malı (Vefat: 1628 — 395+ yıl)
Neyleyeyim Dünyayı Bana Allah'ım Gerek — Aziz Mahmud Hüdâyî (v. 1628) [İlahi]
Sermâyemdir derd ü gam,
Bana Allah'ım gerek.
İsterem her dem be-dem,
Bana Allah'ım gerek.
Bülbül olup öterem,
Dost bağında biterem,
Halka alıp öterem,
Bana Allah'ım gerek.
Hüdâyî'nin sözünü,
Hakk'a döndür yüzünü,
Unut kendi özünü,
Bana Allah'ım gerek.
Kaynak: Dîvân-ı İlâhiyyât (Aziz Mahmud Hüdâyî) · Telif: Kamu Malı (Vefat: 1628 — 395+ yıl)
Tefviznâme (Mevlâ Görelim Neyler, Neylerse Güzel Eyler) — Erzurumlu İbrahim Hakkı (v. 1780) [Hikmet & İlahi]
Hak şerleri hayr eyler,
Zannetme ki gayr eyler,
Ârif ânı seyr eyler,
Mevlâ görelim neyler,
Neylerse güzel eyler.
Sen Hakk'a tevekkül kıl,
Tefvîz et ü râhat bul,
Sabr eyle vü râzî ol,
Mevlâ görelim neyler,
Neylerse güzel eyler.
Hiç kimseye hor bakma,
İncitme gönül yıkma,
Sen nefsine yan çıkma,
Mevlâ görelim neyler,
Neylerse güzel eyler.
Kaynak: Mârifetnâme (Erzurumlu İbrahim Hakkı, 1756; TDV İslâm Ansiklopedisi) · Telif: Kamu Malı (Vefat: 1780 — 245+ yıl)
Dermân Arardım Derdime (Derdim Bana Dermân İmiş) — Niyâzî-i Mısrî (v. 1694) [İlahi]
Dermân arardım derdime,
Derdim bana dermân imiş.
Burhân arardım aslıma,
Aslım bana burhân imiş.
Sağ u solum gözler idim,
Dost yüzünü görsem deyu,
Ben taşrada arar idim,
Ol cân içinde cân imiş.
Mûsâ gibi Tûr'a çıkıp,
Tecellîsin ister idim,
Gönül Tûr'unda parlayan,
Meğer ulu Sübhân imiş.
Kaynak: Niyâzî-i Mısrî Dîvânı (TDV İslâm Ansiklopedisi) · Telif: Kamu Malı (Vefat: 1694 — 330+ yıl)
Aşkın Aldı Benden Beni (Bana Seni Gerek Seni) — Yunus Emre (v. 1320) [İlahi]
Aşkın aldı benden beni,
Bana Seni gerek Seni.
Ben yanarım dün ü günü,
Bana Seni gerek Seni.
Ne varlığa sevinirim,
Ne yokluğa yerinirim,
Aşkın ile avunurum,
Bana Seni gerek Seni.
Cennet cennet dedikleri,
Birkaç köşkle birkaç hûri,
İsteyene ver anları,
Bana Seni gerek Seni.
Yunus'dürür benim adım,
Gün geçtikçe artar odum,
İki cihânda maksûdum,
Bana Seni gerek Seni.
Kaynak: Yunus Emre Dîvânı (TDV İslâm Ansiklopedisi, 'Yûnus Emre') · Telif: Kamu Malı (Vefat: 1320 — 700+ yıl)
Gel Gör Beni Aşk Neyledi — Yunus Emre (v. 1320) [İlahi]
Ben yürürüm yâne yâne,
Aşk boyadı beni kane,
Ne âkilem ne dîvâne,
Gel gör beni aşk neyledi.
Gâh eserim yeller gibi,
Gâh tozarım yollar gibi,
Gâh akarım seller gibi,
Gel gör beni aşk neyledi.
Miskin Yunus biçâreyim,
Baştan ayağa yâreyim,
Dost elinden âvâreyim,
Gel gör beni aşk neyledi.
Kaynak: Yunus Emre Dîvânı · Telif: Kamu Malı (Vefat: 1320 — 700+ yıl)
Şol Cennetin Irmakları (İlahi) — Yunus Emre (v. 1320) [İlahi]
Şol cennetin ırmakları,
Akar Allah deyü deyü.
Çıkmış İslâm bülbülleri,
Öter Allah deyü deyü.
Salınır Tûbâ dalları,
Kur'an okur hem dilleri,
Cennet bağının gülleri,
Kokar Allah deyü deyü.
Aydan aydındır yüzleri,
Şekerden tatlı sözleri,
Cennette hûri kızları,
Gezer Allah deyü deyü.
Yunus Emre var yârına,
Koma bugünü yarına,
Yarın Hakk'ın dîvânına,
Varam Allah deyü deyü.
Kaynak: Yunus Emre Dîvânı (Tenkitli Metin, haz. Mustafa Tatcı, Kültür Bakanlığı Yay.) · Telif: Kamu Malı (Vefat: 1320 — 700+ yıl)
Sordum Sarı Çiçeğe (İlahi) — Yunus Emre (v. 1320) [İlahi]
Sordum sarı çiçeğe:
Annen baban var mıdır?
Çiçek eydür derviş baba:
Annem babam topraktır.
Sordum sarı çiçeğe:
Boynun neden eğridir?
Çiçek eydür derviş baba:
Kalbim Hakk'a doğrudur.
Sordum sarı çiçeğe:
Sen Kâbe'yi gördün mü?
Çiçek eydür derviş baba:
Kâbe Allah evidir.
Sordum sarı çiçeğe:
Yunus'u bilir misin?
Çiçek eydür derviş baba:
Yunus Hakk'ın kuludur.
Kaynak: Yunus Emre Dîvânı · Telif: Kamu Malı (Vefat: 1320 — 700+ yıl)
Mevlid-i Şerif — Tevhid ve Münâcât Bahri (Allah Adın Zikredelim Evvelâ) — Süleyman Çelebi (v. 1422) [Mevlid-i Şerif]
Allah adın zikredelim evvelâ,
Vâcib oldur cümle işte her kula.
Allah adın her kim ol evvel ana,
Her işi âsân eder Allah ona.
Allah adı olsa her işin önü,
Hergiz ebter olmaya anın sonu.
Her nefeste Allah adın de müdâm,
Allah adıyla olur her iş tamâm.
Bir kez Allah dese aşk ile lisân,
Dökülür cümle günah misl-i hazân.
İsm-i pâkin pâk olur zikreyleyen,
Her murâda erişir Allah diyen.
Kaynak: Vesîletü'n-Necât (Mevlid, Bursa 1409; TDV İslâm Ansiklopedisi, 'Mevlid') · Telif: Kamu Malı (Vefat: 1422 — 600+ yıl)
Mevlid-i Şerif — Velâdet ve Merhabâ Bahri — Süleyman Çelebi (v. 1422) [Mevlid-i Şerif]
Âmine Hâtun Muhammed annesi,
Ol sadeften doğdu ol dür dânesi.
Çünkü Abdullah'tan oldu hâmile,
Vakt erişti hafta vü eyyâm ile.
Hem Muhammed gelmesi oldu yakîn,
Çok alâmetler belirdi gelmedin.
Yaratılmış cümle oldu şâdmân,
Gam gidip âlem yeniden buldu cân.
Merhabâ ey âlî sultân merhabâ!
Merhabâ ey kân-ı irfân merhabâ!
Merhabâ ey rahmeten li'l-âlemîn!
Merhabâ sen şefîu'l-müznibîn!
Kaynak: Vesîletü'n-Necât (Mevlid, Bursa 1409) · Telif: Kamu Malı (Vefat: 1422 — 600+ yıl)
Ordunun Duası (Yılmam Ölümden, Yaradan'dır Güvenim) — Mehmet Âkif Ersoy (v. 1936) [Münâcât & Dua Şiiri]
Yılmam ölümden, Yaradan'dır güvenim;
Ölsem şehîdim, kalırsam gâzîdir tenim.
Dinim İslâm'dır, kitabım Kur'an'dır benim,
Allah'ım! İslâm'a nusret ver, ezanları susturma;
Mü'minlerin kalbini iman nurundan ayırma!
Kaynak: Safahat (Mehmet Âkif Ersoy; 5846 sayılı FSEK Ek Madde 2 ve kamu malı külliyatı) · Telif: Kamu Malı (Vefat: 1936 — 90 yıl)
Geceleyin Secde ve Münâcât (Safahat'tan) — Mehmet Âkif Ersoy (v. 1936) [Münâcât]
Yâ Rab, bu uğursuz gecenin yok mu sabâhı?
Mahşerde mi bîçârelerin, yoksa felâhı?
Nûr istiyoruz... Sen bize yangın veriyorsun!
'Yandık!' diyoruz... Boğmaya kan gönderiyorsun!
Lâkin biz biliriz: Rahmetin gazabını geçmiştir;
Secdeye kapanan alnımızı kapından boş çevirme Yâ Rab!
Kaynak: Safahat (Mehmet Âkif Ersoy, 1911) · Telif: Kamu Malı (Vefat: 1936 — 90 yıl)
Su Kasidesi (Naat-ı Şerif) — Fuzûlî (v. 1556) [Naat-ı Şerif]
Saçma ey göz eşkten gönlümdeki odlara su,
Kim bu denlü tutuşan odlara kılmaz çâre su.
Âb-gûndur günbed-i devvâr rengi bilmezem,
Yâ muhît olmuş gözümden günbed-i devvâra su.
Suya versün bâğbân gülzârı zahmet çekmesün,
Bir gül açılmaz yüzün tek verse bin gülzâra su.
Dest-bûsı ârzûsıyla ger ölsem dostlar,
Kûze eylen toprağım sunun anınla yâra su.
Hâk-i pâyine yetem der ömrlerdir muttasıl,
Başını taştan taşa vurup gezer âvâre su.
Kaynak: Fuzûlî Dîvânı (haz. Kenan Akyüz vd., TDV İslâm Ansiklopedisi, 'Su Kasidesi') · Telif: Kamu Malı (Vefat: 1556 — 470+ yıl)
Efendimsin Cihânda İtibârım Vâr İse Sendedir (Naat-ı Şerif) — Şeyh Galib (v. 1799) [Naat-ı Şerif]
Sultan-ı rusül şâh-ı mümeccedsin Efendim,
Bî-çârelere devlet-i sermedsin Efendim,
Dîvân-ı İlâhî'de ser-âmedsin Efendim,
Menşûr-ı 'Le-amrük'le مؤيّدsin Efendim,
Sen Ahmed ü Mahmûd u Muhammed'sin Efendim,
Hakk'tan bize sultân-ı müeyyedsin Efendim.
Kaynak: Şeyh Galib Dîvânı (TDV İslâm Ansiklopedisi) · Telif: Kamu Malı (Vefat: 1799 — 225+ yıl)